ataturkunhayati.gen.tr https://www.ataturkunhayati.gen.tr Atatürk'ün Hayatı, Yaşamı ve Yenilikleri tr-TR hourly 1 Copyright 2019, ataturkunhayati.gen.tr Thu, 02 Jun 2016 00:00:00 +0000 Fri, 20 Sep 2019 00:00:00 +0000 60 Atatürk https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk.html Fri, 16 Nov 2018 08:42:06 +0000 Atatürk, Atataürk 1881 yılında Selanik'in Kocakasım mahallesinde bulunan üç katlı bir evde doğmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde hanım, babası ise Ali Rıza efendidir. Mustafa ilk öğrenim zamanında
Atatürk, Atataürk 1881 yılında Selanik'in Kocakasım mahallesinde bulunan üç katlı bir evde doğmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde hanım, babası ise Ali Rıza efendidir. Mustafa ilk öğrenim zamanında öğrenimine Mehmet Efendi mahalle mektebinde başlamıştır. Daha sonra babasının isteği üzerine okulunu değiştirip Şemsi Efendi mektebine geçiş yapmıştır. Bu sırada yedi yaşında iken babasını kaybetmiştir. Babasının vefatının ardından bir süre dayısı ile kalmıştır. Ardından Selanik'e dönüp okulunu bitirdi ve daha sonra Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne girdi. Ardından da askeri rüştiyeye girdi. Burada matematik öğretmeni ona Kemal adını verdi ve artık Mustafa Kemal oldu. Burayı bitirdikten sonra İstanbul da Harp okulunda eğitimine devam etti.1902 yılında teğmen rütbesi aldı ve eğitime devam ederek  1905 yılında yüzbaşı rütbesi ile akademisini tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da beşinci Ordu himayesinde görev aldı. 1907 de ise kıdemli yüzbaşı rütbesini aldı ve manastırda üçüncü orduya atandı. 1909 yılında İstanbul'a girmiş olan hareket ordusunda kurmay Başkan'ı oldu ve Fransa'ya gönderildi. Fransa'da gelince genel kurmay başkanlığında çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanlar Trablusgarp'a hücum etmiştir. Böylelikle Trablusgarp savaşı başladı ve Mustafa Kemal de bu savaşta bazı arkadaşları ile görev almıştır. İlk olarak tobruk savaşını kazandı ve ardından Derne Komutanlığına getirildi. Balkan Savaşları'nda, birinci dünya savaşında, Çanakkale savaşında, Mondros mütarekesinde, Kurtuluş savaşında bir çok görev aldı ve çoğunlukla başarılar kazandı. Ülkesi için her şeyi yaptı. 
Atatürk, Atatürk Türkiye'yi çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı hedefledi ve bunun için bir takım  devrimler yaptı. Bunlar, 

  • Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922 yılında gerçekleşmiştir.
  • Cumhuriyetin ilan edilmesi 29 ekim 1923 yılında olmuştur.
  • Halifeliğin kaldırılması 3 mart 1924 yılında olmuştur.
  • Kadın ve erkeklere eşit haklar verilmiştir.
  • 25 Kasım 1925 de şapka ve kıyafet alanında devrim yapılmıştır. 
  • 30 kasım 1925 de tekke, zaviye ve türbeler kapatılmıştır.
  • Soyadı kanunu 21 haziran 1934 de çıkmıştır.
  • Mecelle kaldırılmıştır.
  • Türk medeni kanunu çıkarılmıştır. 
  • Üniversite öğrenimi düzenlenmiştir.
AtatürkAtatürk, ülkesi için çok uğraşmış ve elinden gelen her şeyi yapmıştır. Türkiye'yi çağdaşlaştırmak için çok çaba göstermiştir. 1937 yılında Atatürk'ün sağlığı bozulmaya başlamış ve iştahsızlık ile halsizlik onu yormaya başlamıştır. Derisinde kaşıntılar ve burun kanamaları sık sık görülmeye başlamış. Ardından gerekli muayeneler yapılınca şiroz teşhisi konulmuştur. Atatürk'ün rahatsızlığı için tedirgin olan hükümet birçok doktora muayene olmasını sağlamışlardır. Ardından Avrupa da doktorlar getirilmiş ve onlarda Atatürk'ün artık dinlenmesi gerektiğini savunmuşlar Türk doktorları gibi. Hatay, Mersin ve Adana'ya geziler düzenleyerek ölecek haberlerinin önünü almıştır. 5 eylül 1938 yılında ise vasiyetini yazdırmak istemiştir. Vasiyetinde bütün mal varlığını partisine, kız kardeşine, manevi evlatlarına ve Türk dil kurumu ile Türk tarih kurumuna bırakmıştır. 1 kasım 1938 yılında vefat etmiştir. Cenaze törenleri düzenlenmiştir. Cenazesi Ankara Etnografya Müzesine geçici olarak konulmuştur. 10 kasım 1953 de cenazesi yine tören ile Anıtkabir'e taşınmıştır.
]]>
Türk-yunan İlişkileri https://www.ataturkunhayati.gen.tr/turk-yunan-iliskileri.html Fri, 16 Nov 2018 22:30:22 +0000 Türk-Yunan İlişkileri, Türkiye ile Yunanistan arasında özellikle Ege de yaşanan sorunlar, iki tarafı da sık sık direk olarak bir kavganın hatta çatışmanın eşiğine getiren sorunlar olması nedeni ile değişen uluslar
Türk-Yunan İlişkileri, Türkiye ile Yunanistan arasında özellikle Ege de yaşanan sorunlar, iki tarafı da sık sık direk olarak bir kavganın hatta çatışmanın eşiğine getiren sorunlar olması nedeni ile değişen uluslararası ortamda da önemlerini korumaya devam ediyor. Yunanistan ile Türkiye'nin mevcut sorunları temelinde hava sahası, kıta sahanlığı, kara suları ve ege adalarının silahlandırılmasıyla ilgili sorunlar görülür. Bunların yanı sıra iki taraf arasında ki tüm ilişkilerde belirleyici bir önem sahibi olan Kıbrıs sorunu ve Yunanistan'ın Lozan sonrasında iki ülke arasında yapılmış olan anlaşmalara karşı olan Batı Trakya'daki Müslüman olan Türk azınlığa karşı tutumu da sebepler arasında görülmektedir. 1999 yılında iki ülke arasında başlamakta olan bir yakınlaşma süreci görülmüştür. Yunanistan, Türkiye ile ortak bir anlaşmaya varabilmek için her türlü gayreti göstermişlerdir karşılıklı olarak. 

Türk-Yunan Arasında Siyasi İlişkiler, Türkiye ile Yunanistan ilişkileri 1999 yılı sonrasında işbirliği ve diyaloglara dayalı olarak yeni bir sürece girmiş bulunmaktadır. İki ülke arasındaki diyalog yoluyla ele alınması amacıyla çeşit mekanizmalarda geliştirilmiştir. Her iki ülkede de 2015 yılından itibaren uzun bir seçim süreci yaşamışlardır. Buna rağmen Yunanistan Dış işleri Bakanı Kocias mayıs ayında, Yunanistan Başbakanı Çipras kasım ayında ülkemize çalışma ziyaretinde de bulunmuşlardır. Yunanistan Dış İşleri Bakanı Kocias ayrıca 25 ocak 2016 tarihinde Bakanımızla gayet resmi bir görüşme yapmak için ülkemizi ziyaret etmiştir. Sayın Bakanımız ise 4 mart 2016 tarihinde Yunanistan'ı ziyaret etmek üzere gitmiştir. Ülkemizde ve Yunanistan da sırası ile Dış işleri Bakanları koordinasyonunda, Türkiye Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantıları ve İki tarafında başbakanları başkanlığı koordinasyonları 2010 yılında hayata geçirilmiştir. Yunanistan Türkiye Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi toplantıları ilk olarak 14 ile 15 mayıs 2010 tarihinde Atina da, ikinci toplantı 4 mart 2013 tarihinde İstanbul da, üçüncü toplantı 6 aralık 2014 tarihinde tekrarlanan Atina ve dördüncü toplantı ise 8 mart 2016 tarihinde İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinde bu zamana kadar 54 belge imzalanmış olarak bilinir.

Türk-yunan İlişkileriTürk-Yunan Arasında Ticari ve Ekonomik İlişkiler, Yunanistan ile ilişkilerimizde işbirliği ve diyalog en somut yansıması olarak bilinen ticaret, ekonomi, turizm ve ulaştırma alanlarında gözlenmektedir. 2014 yılında Yunanistan ile ticaret kapsamımız 5.58 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Son dönemlerde iş adamlarımızın liman işletmesi yada yat limanı gibi alanlar başta gelmek üzere Yunanistan da açılan ihaleler ve özelleştirme programları ile şirketlerle ortaklıkları görülmektedir. Yunanistan'ın içinde bulunduğu petrol fiyatlarına gelen düşüş ve ekonomik kriz ortamının da etkisi ile 2015 yılında, ikili ticaret hacminde de bir düşüş meydana gelmiş olmakla birlikte ikinci Yüksek Düzeyli İş Birliği toplantısında masaya koyulan 10 milyar Dolarlık ikili ticaret hacmi hedefine ulaşılması beklenmektedir. İki tarafında öncelikli olarak önem verdiği işbirliği alanları ve bir diğeri ise ulaştırmadır. Genel olarak Türk Hava Yolları olmak üzere ülkemizdeki hava yollarının iki ülke arasında ki farklı güzergahlarda gerçekleştirdiği haftalık olarak toplam sefer sayısı 52 olarak bilinir. Hava yolu taşımacılığının yanı sıra Selanik ve İzmir arasında yük ve yolcu taşımacılığı yapan gemi seferlerinin başlatılması ile Selanik ve İstanbul hızlı tren hattının da kurulmasına yönelik somut projelerin hayata geçirilmesi yoluyla demiryolu ve denizyolu taşımacılığının da geliştirilmesi hedef alınır. Hedeflenen projelerin hayata geçirilmesi ile son zamanlarda olumlu bir süreç yaşayan karşılıklı turist sayılarının daha da artacağına inanılır. 

Türk-Yunan Arasında Kültürel ve Eğitim İşbirlikleri, Yunanistan ile kültürel olarak iş]]>
Atatürk Ölümü https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-olumu.html Fri, 16 Nov 2018 22:52:59 +0000 Atatürk Ölümü Atatürk hastalığı nedeni ile 1 Kasım TBMM açılışına katılamadı. Atatürk 15 gün kadar rahat geçirdi fakat bu günün sonunda felaket günler geldi Atatürk' ün hastalığı tekrar şiddetlendi. Büyük li Atatürk Ölümü 
Atatürk hastalığı nedeni ile 1 Kasım TBMM açılışına katılamadı. Atatürk 15 gün kadar rahat geçirdi fakat bu günün sonunda felaket günler geldi Atatürk' ün hastalığı tekrar şiddetlendi. Büyük lider büyük insan 10 Kasım 1938 perşembe günü saat 09:05 de hayata gözlerini yumdu. Bu kötü olay bütün Türk milletini yasa boğdu. 

Atatürk ÖlümüAtatürk'ün Defnedilmesi,

16 Kasım da tabutu büyük bir Türk bayrağı ile örtüldü ve Dolmabahçe sarayına kondu halkın ziyaretine açıldı. 19 Kasım cumartesi günü Sarayın tören salonunda cenaze namazı kılındı. Cenaze milleti büyük bir yıkım içinde Gülhane parkına geldi. Tabut bir torpidoya alınarak Yavuz zırhlısına nakledildi. 20 kasım da Ankara'ya götürüldü. Atatürk'ün tabutu TBMM önünde hazırlanan katafalka yerleştirildi. Herkes başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tabutun önünden saygıyla eğilerek geçti. 21 Kasımda hafif bir yağmur eşliğinde tören başladı. Tam 12 tane milletvekili tabutu top arabasına yerleştirdi. 12 tane general tabutun yanlarında nöbette durdu. Yabancı devletlerin askerleri siyaset adamları olmak üzere Atamızı selamlayarak geçtiler. Cenazeyi en büyüğünden en küçüğüne kadar taşıyan Türk milleti vardı. Atatürk' e geçici kabir olarak ayrılan Etnografya müzesi' ne götürülen tabut mermer lahdine yerleştirildi. Atatürk'ün naaşı Anıtkabir yapılıncaya kadar müzede kaldı yani 15 sene kadar. 10 Kasım 1953 de ise ebedi kabri olan Anıtkabir'e büyük bir tören ile götürüldü. 
]]>
Atatürkün Hayatı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-hayati.html Sat, 17 Nov 2018 15:06:41 +0000 Atatürk'ün hayatı, Asıl adı Mustafa Kemal olan Atatürk 1881 yılında, Selanik'te dünyaya gelmiştir. Babası Ali Rıza Efendi, annesi ise Zübeyde Hanım'dır. Babası Ali Rıza Efendi önceki yıllarda gümrük memurluğu Atatürk'ün hayatı, Asıl adı Mustafa Kemal olan Atatürk 1881 yılında, Selanik'te dünyaya gelmiştir. Babası Ali Rıza Efendi, annesi ise Zübeyde Hanım'dır. Babası Ali Rıza Efendi önceki yıllarda gümrük memurluğu yapmış. Daha sonraki yıllarda ise görevinden ayrılarak kereste tüccarlığına başlamıştır. Annesi Zübeyde Hanım ise gelenek ve göreneklerine sadık, mükemmel bir hanımefendiydi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluğu ve gençlik yılları, Osmanlı devletinin en sıkıntılı dönemine denk gelmiştir. Doğduğu yer Selanik, 19. yüzyılın sonlarına doğru sık sık çatışmalar gelişen Makedonya'dadır. Mustafa Kemal Atatürk aile hayatına oldukça önem vermiş ve yaşamı boyunca ailesini yalnız bırakmamıştır. Selanik Osmanlı'dan alınınca annesi ve kız kardeşi Makbule Hanımı yanına getirmiştir.

Atatürk'ün öğrenim hayatı

Atatürk ilk önce annesi Zübeyde Hanım'ın talebiyle mahalle mektebine gitmiş, bu mektepteki eğitim modern olmadığı için daha sonra Şemsi Efendi İlkokuluna geçmiştir. Şemsi Efendi İlkokuluna giderken babası Ali Rıza Efendi hayatını kaybetmiş ve Atatürk bu nedenle öğrenim hayatına ara vermiştir. Babası vefat ettikten sonra annesi zor durumda kalmış ve kızı Makbule Hanım'ı ve oğlu Atatürk'ü yanına alarak kardeşi Hüseyin'in yanına yerleşmiştir.

Mustafa Kemal'in öğrenimine ara vermesi annesini çok üzdüğü için onu öğrenimini tamamlaması için Selanik'e göndermiştir. Selanik'te ilk önce Mülkiye Rüştiyesi'ne kayıt olmuş ancak asker olmayı çok istiyormuş. Askeri oluk sınavlarına katılarak başarılı olunca Askeri Rüştiye'sine geçmiştir.

Selanik Askeri Rüştiye'sini başarıyla bitiren Atatürk Manastır Askeri Liseye yazılmıştır. Askeri lisede ülkeyle alakalı sorunlar, millet sevgisi, vatan sevgisi ve bağımsızlık gibi düşünceleri gelişmiştir. Manastır Askeri Liseyi bitirdikten sonra İstanbul'a gelmiş ve Harp Okulu'nda piyade sınıfına girmiştir. Buradan ise teğmen olarak mezun olmuştur. Öğreniminin geri kalanını İstanbul Harp Akademisi'nde kurmay sınıfında devam etmiştir. Buradan ise kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun edilmiştir.

Atatürk'ün askerlik hayatı

Atatürk'ün askerliğe karşı ilgisi henüz çocukluk yıllarda başlamıştır. İlk görev yeri Suriye'dir. Suriye'de 5. ordu emrindeki 30 süvari alayında ilk görevine başlamıştır. Görevi askerlere askeri eğitim vermek ve güvenliği sağlamaktır. Suriye'de yakın dostlarıyla birlikte Vatan ve Hürriyet Derneği'ni 1906 yılında kurmuştur. 1907 yılında Manastır 3. ordu komutanlığında göreve geçmiştir. 31 Mart Ayaklanmasında güvenliği ve düzeni sağlamak amacıyla hareket ordusunda kurmay yüzbaşı olarak görevlendirilmiştir.7

Trablusgarp'a İtalya saldırdığında kaçak olarak Trablusgarp'a girmiş, Fethi Bey, Enver Paşa ile beraber başarılı savunmalar kazanmıştır. Balkan savaşlarıyla beraber Trablusgarp'tan ayrılmıştır. Atatürk Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na katılmasından yana değildi. Fakat Osmanlı Devleti savaşa katılınca 2 Şubat 1915 yılında kurulan Tümen Komutanlığında göreve başlamıştır. Çanakkale Cephesinde sağlamış olduğu başarılar sayesinde tanınmaya da başlamıştır. Mondros'tan sonra yurdun işgal olmasını engellemek için Anadolu2ya gelmiş ve halkı Kurtuluş Savaşına karşı örgütlemeye başlamıştır. 22 Temmuz'da askerlikten istifa etmiştir. Sakarya Meydan Savaşı'ndan evvel gerçekleşen gelişmeler Atatürk'ün tekrar askerliğe başlamasına neden olmuş ve daha geniş yetkilerle 5 Ağustos 1922 yılında başkomutan olarak görevlendirilmiştir.

Atatürkün HayatıAtatürk'ün siyasi hayatı

Üstün yetenekli, kuvvetli bir iradeye sahip eşsiz bir devlet adamı olan Atatürk, gençliğinde Osmanlı Devleti'yle ilgili birçok sıkıntı yaşamış ve bu sıkıntılara karşı çareler üretmeye başlamıştır. 19 Mayıs 1919 yılında birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla Samsun'a çıkmış, Samsun'dan Havza'ya geçerek bildiriler yayınlamıştır. Amasya2da Amasya Genelgesi yayınlamış, Doğu Anadolu'da Erzurum Kongresinin başkalığı]]> Atatürkün Ödülleri https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-odulleri.html Sun, 18 Nov 2018 15:05:50 +0000 Atatürkün Ödülleri, Mustafa Kemal Atatürk gerek Osmanlı döneminde, gerek kurtuluş dönemi mücadelesinde, gerekse Türkiye Cumhuriyet Devleti kurulmasından dolayı üstün başarılarından dolayı birçok ödül ve madalyaya layık Atatürkün Ödülleri, Mustafa Kemal Atatürk gerek Osmanlı döneminde, gerek kurtuluş dönemi mücadelesinde, gerekse Türkiye Cumhuriyet Devleti kurulmasından dolayı üstün başarılarından dolayı birçok ödül ve madalyaya layık görülmüştür. Atatürk'e taktim edilen ödüller çoğunlukla Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş savaşında sergilenmektedir. Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı devletinde yapmış olduğu Askeri başarılardan dolayı birçok madalyaya layık görülmüştür. 


Mustafa Kemal Atatürk'ün Aldığı Madalya ve Ödüller
  • 5 Sınıf Mecidiye Nişanı: II. Abdulhamit tarafından Şam üzerindeki askeri başarılarından dolayı Kurmay Yüzbaşı olması hasebi ile 25 Aralık 1906 tarihinde bu gümüş nişanı almaya hak kazanmıştır.
  • 4 Sınıf Osmaniye Nişanı: V. Mehmed tarafından Atatürk'e Bingazi savaşında gösterdiği başarılarından dolayı Binbaşı rütbesine yükselirken verilen ödüldür.
  • 3. Sınıf Osmaniye Nişanı: V. Mehmet tarafından 19. Tümen'in kurulması ve bu tümen'in göstermiş olduğu başarılardan dolayı 1 Şibat 1919 yılında verilen madalyadır. 
  • 3. Sınıf Aziz Aleşander Nişanı: Çanakkale savaşındaki kahramanlığından dolayı I. Ferdinand tarafından 23 Mart 1915 yılında verilmiştir. 
  • İmtiyaz Madalyası: V. Mehmed tarafından 30 Nisan 1915 yılında verilen gümüş madeni madalyadır. Bu madalya 19. Tümen komutanlığında gerçekleştirdiği başarılardan dolayı verilmiştir. 
  • Liyakat Madalyası: V. Mehmet  tarafından Çanakkale savaşındaki üstün başarılarından dolayı Gümüş özellikle olan bu madalya 1 Eylül 1915 yılında verilmiştir.
  • Demir Haç: II. Wilhelm tarafından Çanakkale savaşındaki üstün Askeri başarılardan dolayı takdim edilen demirle yapılmış sembolik bir ödül olup 28 Aralık 1915 yılında verilmiştir.
  • Liyakat Madalyası: V. Mehmed tarafından Anafartalar Grup komutanlığındaki olağan üstü başarılardan kaynaklı olarak 17 Ocak 1916 yılında Altın olarak takdim edilen bir madalyadır.
  • 2. Sınıf Osmaniye Nişanı: V. Mehmed tarafından Kafkasya cephesinde Ermeni direnişçilere karşı gösterilen üstün başarıdan kaynaklı olarak Gümüş tarzında yapılmış bir nişan olun 1 Şubat 1916 yılında verilmiş bir
  • Liyakat Madalyası: Avusturya-Macaristan tarafından 27 Temmuz 1916 yılında I. Dünya savaşında gerçekleştirdiği olağan üstü başarılardan dolayı takdim edilen bir madalya olun Mine cinsi madenle yapılmış bir madalyadır.
  • 3. Sınıf Kruva ve Mert Nişanı: Avusturya-Macaristan tarafında 27 Temmuz 1916 yılında I. Dünya savaşında gerçekleşen başarıdan dolayı verilmiş bir ödüldür.
  • 2. Sınıf Mecidiye Nişanı: 12 Aralık 1916 yılında V. Mehmed tarafından 16. Kolordu komutanlığı görevinde göstermiş olduğu üstün başarılardan dolayı bu ödül verilmiştir.
  • 1. Rütbeden Demir Haç: 9 Eylül 1917 yılında Alman İmparatoru tarafından I. Dünya savaşında gerçekleşen başarıdan dolayı demirden yapılmış sembolik ödüldür.
  • 2. Sınıf Demir Haç: 9 Eylül 1917 yılında I. Dünya savaşındaki üstün başarılarından ötürü Alman İmparatoru tarafından verilmiş bir ödüldür.
  • 2. Sınıf Liyakat Madalyası: 9 Eylül 1917 yılında Avusturya – Macaristan tarafından I.Dünya savaşında gösterilen başarılardan dolayı verilen bir ödüldür.
  • Kılıçlı Mecidi Nişanı: Kafkas cephesinde gerçekleşen saldırılara karşı gösterilen başarıdan dolayı 23 Eylül 1917 yılında V. Mehmed tarafından Altın olarak verilen bir ödüldür.
  • 1.Sınıf Kılıçlı Mecidi Nişanı: I. Dünya savaşında üstün başarılarından dolayı 16 Aralık 1917 yılında ortası altın şeklinde yapılmış bir ödül olup V. Mehmed tarafından bu ödül takdim edilmiştir.
  • 1. Rütbeden Prusya Kraliyet Nişanı: II. Wilhelm tarafından 19 Şubat 1918 yılında I. Dünya savaşında üstün başarılardan dolayı verilmiş bir ödüldür.
  • Harp Madalyası: I. Dünya savaşında VI. Mehmet tarafından 11 Mayıs 1918 yılında Gümüş Fakfon olarak verilmiş bir ödüldür.
  • Aliyülala Nişanı: Emanull]]> Atatürk Ve I. Dünya Savaşı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-i.-dunya-savasi.html Sun, 18 Nov 2018 17:39:01 +0000 Atatürk Ve I. Dünya Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk 1. Dünya savaşı öncesinde Sofya'da Yarbay olarak çalışmaktaydı. Bulunduğu bölgedeki olay ve gelişmeleri Osmanlı Devletine düzenli olarak bildirmekte ve işini düzenli yapan Atatürk Ve I. Dünya Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk 1. Dünya savaşı öncesinde Sofya'da Yarbay olarak çalışmaktaydı. Bulunduğu bölgedeki olay ve gelişmeleri Osmanlı Devletine düzenli olarak bildirmekte ve işini düzenli yapan bir komutandır. I. Dünya savaşı öncesinde Harbiye Nezaretinde çıkacak kanlı savaş kendisini göstermekteydi. Bu dönemde Atatürk zorunlu kalmadıkça bu savaşa girilmemesi gerektiğini söylemekteydi. Ancak bu durum o donemde rütbesinin fazla yüksek olmaması hasebi ile dikkate alınmamaktaydı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk ileriyi gören bir komutandı. Çünkü o dönemde Osmanlı devletinin siyasi ve askeri gücünün bu savaşı kaldırmayacağının farkındaydı. Ancak 1. Dünya Savaşında Almanlar çok güçlü askeri bir güce sahipti. Bu nedenle Enver paşa ve yanındakiler bu savaşa girilerek kaybedilen yerlerin geri alınacağı kanaatindeydi. Zaten Almanlar, İngiltere ve Ruslara savaş açmıştı. Böyle bir durumda güçlü Almanların galip gelmesine kesin gözüyle bakan Enver paşa hükumeti, İstanbul boğazı vasıtasıyla Alman savaş gemilerinin Karadeniz'e gelerek Rus ordusunun tersanelerini vurması neticesinde resmen savaşa katılmış oldu. Zaten boğaz yollarını elinde bulunduran Osmanlı hükumetinin savaşı girmesini Almanya çok fazla istiyordu. Bu dönemde ısrarla Atatürk savaşa girilmemesini istemesine rağmen savaşın hızlı bir şekilde gelişmesinden kaynaklı olarak 29 Ekim 1914'de resmen ittifak devletlerinin yanında savaşa girdi.

    Atatürk Ve I. Dünya SavaşıAtatürk'ün I. Dünya Savaşında Komutanlık Yaptığı Cepheler

    Mustafa Kemal Atatürk vatanın korunması amacıyla bir çok stratejik öneme sahip cephede üstün kumandanlığından dolayı görev aldı. İlk olarak 20 Ocak 1915'de Tekirdağ üzerinde kurulacak olan 19. Tümen Komutanlığına atandı. Mustafa Kemal Atatürk hiç vakit kaybetmeden yeni görev yerine vararak kendisine verilen tümenini kurdur. Burada tümeni kurduktan hemen sonra 25 Şubat 1915'de Maydos'a yani Ecebat'a gönderildi. Ayrıca 9. Tümen komutanlığının 2. Piyade Alayının bir kısım topçu birliklerinin bu dönemde emrine verildi. Böylelikle Mustafa Kemal Atatürk I. Dünya savaşının başında Maydos bölgesi komutanlığında vazifesini gerçekleştirdi.

    Atatürk I. Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşı

    İngiliz donanması Çanakkale boğazını ele geçirerek buradan Rusya'ya yardım götürmeyi amaçlamaktaydı. Bunun için öncelikle Çanakkale boğazının ele geçirilmesi gerekmekteydi. İngilizler 18 Mart 1915 yılında Çanakkale'ye geçmeye çalıştır. Ancak bu geçişleri çok acemi ve Türk topçu kuvvetlerinin yoğun bombardımanı nedeniyle bu geçiş mümkün olmadı ve ağır kayıplar verdiler. Düşman bu defa Çanakkale üzerinden geçişi sağlamak için bir kısım taktikler değiştirdi ve Gelibolu yarım adası kısmından çıkarma yapmaya karar verdi. O dönemde Gelibolu Çanakkale'ye giriş için daha rahat düşüncesinde olan Alman Generali Otto Liman von Sandres emrindeki 5. Ordu ile harekete Gelibolu'ya geçiş yaptılar. Bu durumu haber alan Mustafa Kemal Atatürk ise Alman Generalin savaş stratejisine karşılık 18 Nisan 1915 günü Bigalıya geçti. Bu geçişin ardından artık tarihe altın harflerle yazdıran Çanakkale Geçilmez destanı yerleştir. Düşman birlikleri yanında getirdiği ordunun yenilmeyeceği kanaatindeydi. Hatta o kadar silah ve asker bakımından güçlüydüler ki savaş dan artık galip çıkacakları ve Çanakkaleyi ele geçireceklerinden eminlerdi. Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ün emrindeki o kadar vatansever ve kahramandı ki düşmanın her taarruzunu bastırdı, hakeza düşman kuvvetleri o kadar silah, mühimmat ve asker gücüne rağmen almış olduğu yenilgiyle ülkelerinin yolunu tutmak zorunda kaldılar. Bu savaşın ara döneminde Mustafa Kemal Atatürk Albaylığa yükseltildi ve savaş sonrasında tüm dünya ülkelerin Türklerin asla yenilmeyeceği kanaatine vardılar. 
    ]]>
    Atatürk Eğitim Hayatı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-egitim-hayati.html Mon, 19 Nov 2018 06:27:47 +0000 Atatürk Eğitim Hayatı; Mustafa Kemal Atatürk 1887 senesinde, haziran ayında başladığı ilk öğrenimine bir süre annesinin isteğine uyup, Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlamıştır fakat çok zaman geçmeden, Atatürk Eğitim Hayatı; Mustafa Kemal Atatürk 1887 senesinde, haziran ayında başladığı ilk öğrenimine bir süre annesinin isteğine uyup, Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlamıştır fakat çok zaman geçmeden, babasının arzusu ile Selanik'te çağdaş eğitim veren Şemsi Efendi mektebine geçmiştir ve ilkokulu burada tamamlamıştır. Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve üstün zekasını takdir ettiğinden dolayı, küçük Mustafa'nın kendi okulunda eğitim görmesinden son derece memnun olmuştur.

    Küçük Mustafa, bu okulda okuduğu esnada babası ölmüştür. Ali Rıza Efendi nin ölümünden sonra, Zübeyde Hanım üç çocuğu ile birlikte, bir süre Selanik yakınlarındaki Lankaza'da yer alan, Rapla çiftliğinde subaşılık yapmakta olan kardeşi, Hüseyin Efendi'nin yanına yerleşmiştir. Çiftlik hayatı sebebiyle küçük Mustafa'nın eğitim hayatı, ister istemez bir süre aksamıştır. Fakat, çok geçmeden tekrar Selanik'e dönerek halasının yanında, kaldığı yerden öğrenimine devam etmiştir.

    Daha sonra, Şemsi Efendi İlkokulunun ardından, bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi ne devam ettiyse de, Kaymak Hafız isimli Arapça öğretmeninin kendisine haksızlık yapıp, sopa ile vurması ile birlikte, bu okuldan ayrılmıştır ve 1894 senesinin, Temmuz-Ağustos ayları arasında kendi verdiği kararı ile Askeri Rüştiye ye başvuru yaparak, öğrenimine burada devam etmiştir. Yaz aylarında, dayısı Hüseyin Efendi nin yanına gidip, okul açılana kadar çiftlikte kalmıştır. Mustafa, bu okulu gerçekten çok sevmiştir. Arkadaşları arasında zekası ve dahice yetenekleri ile kısa zamanda kendisini öne çıkarmıştır ve öğretmenlerinin sevgisini kazanmıştır. Öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini dahi hissetmişlerdir. Bu okulda matematik öğretmeni olan, Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekası karşısında sınıftaki diğer Mustafa isimli olanlarla aralarındaki farkı belirtmek üzere, öğrencisinin isminin sonuna Kemal ismini ilave etmiştir. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştur.Atatürk Eğitim Hayatı

    Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra 13 Mart 1896 yılında, Manastır Askeri İdadisine girmiştir. Burada Ömer Naci ile yakın arkadaşlık etmiştir. İlerde ünlü bir hatip olarak tanınacak olan bu kişi, Mustafa Kemal in hitabet ve edebiyat sevgisinde üzerinde, etkin bir rol oynamıştır. Yakın arkadaşlarından biri olacak Ali Fethi Okyar da bu okulda öğrencidir. Genç Mustafa Kemal, askeri öğreniminin yanı sıra yabancı dil öğrenimini de önemsemiştir; yazları izinli olarak Selanik'e döndüğü zaman Fransızca dersleri almıştır. Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisini de başarı ile bitirdikten sonra, 13 Mart 1899 senesinde, İstanbul'da Harp Okulu na girmiştir. 3 senelik başarılı bir Harbiye öğreniminin ardından, 10 Şubat 1902'de bu okulu Teğmen rütbesiyle bitirmiştir ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etmiştir.1903 senesinde Üsteğmen olmuştur.11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesini alarak, Harp Akademisinden mezun olmuştur.

    Harp Okulunda ve Harp Akademisinde de zekası, dahice yetenekleri ve üstün kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve hocalarına önde bir şekilde tanıtmış, onların yoğun sevgi ve saygısını görmüştür. Askerlik derslerine büyük ilgisinin yanı sıra matematiğe, edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi olmuştur. Harbiye de ve Harp Akademisinde, memleket ve millet davaları ile ilgili olması, düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi nedeniyle, aydın ve inkılapçı bir subay olarak tanınmıştır. Devir istibdat idaresidir ve bu davranışları aleyhine olabilirdi; fakat çevresince gerçekten çok sevilişi, düşüncelerinde samimi bir şekilde oluşu, onun herhangi bir tertibe karşı kurban gitmesini önlemiştir. Bununla birlikte, Harp Akademisinden mezuniyetinin yaklaştığı günlerde, monarşi ve padişahlık rejimine karşıt düşünceleri ve durumu, şüphe çekmiştir birkaç ay İstanbul'da tutuklu kalmıştır. Daha sonra bir nevi sürgün olarak görev ile 5 Şub]]> 10 Kasım Atatürk https://www.ataturkunhayati.gen.tr/10-kasim-ataturk.html Mon, 19 Nov 2018 12:19:03 +0000 10 Kasım Atatürk, Milli Mücadele ve Kurtuluş savaşının önderi olan Mustafa Kemal Atatürk'e milletçe çok şey borçluyuz. Ülkemizin kurtuluşu döneminde, canını ve malını hiç çekinmeden ortaya koyan Mustafa Keman Atatürk d 10 Kasım Atatürk, Milli Mücadele ve Kurtuluş savaşının önderi olan Mustafa Kemal Atatürk'e milletçe çok şey borçluyuz. Ülkemizin kurtuluşu döneminde, canını ve malını hiç çekinmeden ortaya koyan Mustafa Keman Atatürk dünya üzerine gelmiş geçmiş en iyi komutan ve idarecilerden birisidir. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra ülkenin ayak da kalması amacıyla bir o cepheden, bir bu cepheye giden Atatürk en sonunda Türkiye Cumhuriyetin kurulmasında başarılar elde etmiş ve Cumhuriyeti, Demokrasiyi ülkemize kazandırmıştır. Ülkemizin gelişmesi amacıyla gerek siyasal alanda, gerek ekonomik alanda birçok yatırımlar yapmış olan bu önderimize çok şey borçluyuz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 15 Yıl 27 gün gibi uzunca bir süre Cumhurbaşkanlığı yapan Atatürk. Gözlerini dünyaya kapatmadan son saniyeye kadar bu kutsal vazifeyi yerine getirmiştir. Bu hususla saat 09:05 geçe 10 Kasım 1938 yılında yaşamını yitirerek dünyaya gözlerini kapatan Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu inkilaplar ve ekonomik alandaki çalışmalarıyla birlikte ölümünden sonra dahi isminden söz ettirmiştir. 


    10 Kasım Atatürk10 Kasım Atatürk'ü Anma Etkinlikleri

    Ülkemiz Mustafa Kemal Atatürk'ün memlekete kazandırmış olduğu her şey için çok şey borçludur. Bu nedenle vefatının üstünden uzun yıllar geçmesine rağmen ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım 1938 yılında saat 09:05 geçe ülkemizde trafik durarak 4 dakika kadar korna çalarak anma etkinliği düzenler. vefat tarihinde insanlar ayağa kalkarak saygı duruşu gösterirler. 10 Kasım günü bir çok siyasi ve vatandaş Anıtkabir'i ziyaret etmektedir. Ankara ve yurdun her tarafından resmi törenler düzenlenmektedir. Ülkemizin genelinde yas tutulmaktadır. Ayrıca ülkemizin her bölgesinde bayraklar yarıya indirilir. Bununla birlikte konsolosluklarımız da da bu acı paylaşılarak burada da bayraklarımızı yarıya indirilir. Akabinde eğitim gören kurum ve kuruluşlar ile okullarda Mustafa Kemal Atatürk'ü anma etkilikleri düzenlenir. Şiirler okunur, Makaleler yazılır, kompozisyonlar düzenlenir. Bu durum ise Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan sevginin göstergesidir. Mustafa Kemal Atatürk onu görmeyen Türk milletinin torunlarının kalbinde yaşamaktadır. 
    ]]> 19 Mayıs Atatürk https://www.ataturkunhayati.gen.tr/19-mayis-ataturk.html Tue, 20 Nov 2018 11:50:15 +0000 19 Mayıs Atatürk, Türklerin gücü, Dünya üzerinde zaman zaman egemen güçler tarafından denenmek istenmiştir. 19 Mayıs tarihi de o günlerden biridir. Türkler tarih sahnesinden ebediyyen yok edilmek isteniyordu. Bir 19 Mayıs Atatürk, Türklerin gücü, Dünya üzerinde zaman zaman egemen güçler tarafından denenmek istenmiştir. 19 Mayıs tarihi de o günlerden biridir. Türkler tarih sahnesinden ebediyyen yok edilmek isteniyordu. Bir ışığa ihtiyaç vardı, o ışık 19 Mayıs 1919'da Samsun'a doğan Mustafa Kemal ışığıydı.

    19 Mayıs Atatürk19 Mayıs sürecine nasıl gelindi

    İstanbul işgal altındaydı. Mustafa Kemal bu duruma çok üzülüyordu. Arkadaşları ile sürekli fikir alış verişi yapıyorlardı. Sultan Vahdettin çözüm arayışları içindeydi. Samsun'a İngiliz birlikleri çıkartılmıştı. Yapılan tek taraflı antlaşmalarda Türk askerinin silahlarını bırakıp teslim olması gerekiyordu. Samsun'da Hamdi isminde bir teğmen askerleri ile birlikte şehirden ayrılarak İngiliz birliklerine pusular kurmaya başladı. İngilizler bu durumdan rahatsız oldu. Durum Sultan Vahdettin'e iletildi. Durumun düzeltilmesi ve Samsun'da bulunan Türk birliklerinin İngiliz kontrolüne girmesi için Sultan'ın adım atılması istendi. Bu bir fırsattı.

    Sultan Vahdettin; Lider vasıflı, organizasyon yeteneğini bildiği, kafası çalışan, başarılı ve cesur bir komutan olan Mustafa Kemal Paşa'yı Saray'a çağırttı. Kısa selamlaşmadan sonra,

    Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben; ... Paşa, Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, farkındayız. Bunların hepsi bir tarih kitabını doldurur. Fakat şimdi yapacağın hizmet ise, bunlardan daha önemlidir. ... Paşa devleti sen kurtarabilirsin... 

    Atatürk bu sözler karşısında hayrete düşmüştür. Hatta Vahdettin'in kendisi ile konuşup konuşmadığından bile emin değildi. Sultan Vahdettin yaptıklarından pişman olmuş  ve aldatıldığını anlamış olmalıydı. Yoksa Mustafa Kemal'e zarf atılarak fikri düşüncelerimi öğrenmeye çalışıyordu, bu tehlikeli bir denklemdi. Başka konulara girmenin tehlikeli olacağını düşünerek Mustafa Kemal şu cümleyi söyledi.

    -Kişiliğime güvenmenize ve bana bu kadar yüz verişinize teşekkür ederim, elimden gelen hizmetleri esirgemeyeceğim, lütfen güvenin...

    Atatürk bu konuşmanın arkasında başka planlar olabileceğini düşündü. Fakat öyle de olsa Yüce Türk Milletinin hislerine tercüman olduğunu, Türk milletinin yanında olduğu biliyordu. Sultan Mustafa Kemal'den ekibini oluşturmasını ve 16 Mayıs 1919'da Samsun'a doğru 9. Ordu Müfettişi olarak yola çıkmasını istedi. Ekibinde padişahın istediği isimlerde vardı. Mustafa Kemal'in seçtiği kişiler ve Sultan'ın istediği kişiler gerçekten de Osmanlı ordusunun en seçkin kurmay subayları idi. 

    İsmail Hakkı'nın kaptanlığını yaptığı Bandırma vapuru, Atatürk ile birlikte 18 kişilik ekibi ile yola çıktı, 18 Mayıs'ta İnegöl'e gelindi, demir atıldı, 19 Mayıs günü Samsun'da bulunan Kalyon burnu bölgesinden merkez iskelesine çıktılar. Uykusuz geceler başlamıştır. 

    Şehir İngiliz ve Rum Pontus'ların zulmü ile inliyordu. Bu durum Sultan'a iletildi. İngilizler Sultanı etki altında tutuyorlardı. Mustafa Kemal'in yakalanıp tutuklanmasını istiyorlardı. Sultan istemeden bu kararı verdi. Fakat hiç kimse de bu kararı uygulayabilecek ne cesaret ne de güç vardı. Mustafa Kemal askerlikten istifa ettiğini bildirdi. Sırasıyla Amasya Genelgesinin yayınlayarak ulusal egemenlik kavramının ortaya çıkmasını sağladı. Daha sonra Sivas'a uğradı, burada yapılacak kongre için hazırlık yapılmasını istedi, oradan Erzurum'a geçerek Erzurum Kongresinin yapılmasını sağladı. Tekrar Sivas'a dönerek Sivas kongresini yaptı. 

    Türk milletinin kurtuluşu için yapılan bu örgütlenme çalışmaları Kurtuluş Savaşının kazanılmasını sağlamış, Türkler yine bir tarih yazmıştır. Türk milletinin makus talihini değiştiren, bu uğurda canını hiçe sayan, bu günümüzü özgür bir ülke olarak yaşamamızı sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere 18 kahraman ve onlara inanan Türk askeri ruhunuz şad olsun...
    ]]>
    Atatürk Ve Kurtuluş Savaşı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-kurtulus-savasi.html Wed, 21 Nov 2018 04:31:13 +0000 Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, tarihte yeri oldukça önemli olan hatta Osmanlı'dan sonra yeni bir devlet kurma görevinde başkahraman olarak gösterilen Atatürk ve Kurtuluş Savaşı hakkında birçok kaynakta çok fazla şeyler y Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, tarihte yeri oldukça önemli olan hatta Osmanlı'dan sonra yeni bir devlet kurma görevinde başkahraman olarak gösterilen Atatürk ve Kurtuluş Savaşı hakkında birçok kaynakta çok fazla şeyler yazılmıştır. Bizde yaptığımız araştırmaları sizinle elimizden geldiğince paylaşacağız.

    Atatürk ve Kurtuluş Savaşı

    Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İtilaf Devletleri(Fransa, İngiltere, İtalya) antlaşma kurallarına uymamış ve çeşitli bahaneler üreterek İstanbul'u ve birçok kenti işgal etmişlerdir. Fransızlar Adana ve çevresini, İngilizler Urfa ve Maraş çevresini, Antalya ve Konya çevresini ise İtalyanlar işgal etmişlerdir. Bu olayların üzerine bir de Yunan askerleri İzmir ve adaları işgal edince halk isyana kalkışmıştı. Ülke elden gidiyor naraları ile bir çare aranıyordu. Bu sırada Mustafa Kemal Anadolu'ya geçmek için karar almış ve 16 Mayıs 1919'da Bandırma adlı gemi ile İstanbul'dan ayrılmıştır. Ayrıca İtilaf Devletleri bu gemiyi batırmak istemiş, bunun bilgisi Mustafa Kemal'e gelmiş ancak o bu tehditlere karşı hiç duruşunu bozmamıştır. 19 Mayıs sabahı Samsun'a adım atmıştır. Bu tarih Kurtuluş Savaşının başlangıcı olarak bilinmektedir. Ayrıca bu tarih daha sonra Mustafa Kemal'e doğum tarihi olarak verilmiştir.

    Atatürk Ve Kurtuluş SavaşıAtatürk'ün Anadolu'da yaptıkları ve Kurtuluş Savaşı

    Bu çıkış halk için de bir umut olmuştu. Halkın direnci artmıştı. Erzurum halk ayaklanmaya başlamıştı. Bu olaylar gerçekleşirken Mustafa Kemal milli mücadelenin yöntemini, uygulanma biçimini belirlemiş ve bunu halka anlatmak için de Erzurum ve Sivas kongrelerini yaparak ulusal bir bilinç ortaya koymak istemiştir. Aynı zamanda Çerkez Ethem isyanı çıkmış ve Yunanlılar tekrar taarruza geçmişlerdir. Bursa ve Eskişehir işgal edilmek istenmiş ancak milli ordular onları ağır bir yenilgiye uğratmış ve çekilmelerini sağlamıştır. Bu savaş sonrasında Atatürk'e Gazi ve Mareşal unvanları verilmiştir. Ancak hala işgal altında olan bölgeler bulunmaktadır. Bu yüzden Mustafa Kemal 26 Ağustos 1922'de savaş emrini vermiştir. Dumlupınar'da tüm işgal kuvvetleri bozguna uğramış ve çoğu da geri dönmek zorunda kalmıştır. 

    Yine Atatürk 9 Eylül 1922 sabahında "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir." emri ile Yunan kuvvetlerini İzmir'de denize dökmüştür. Önemli askeri yetenekleri olan Mustafa Kemal ve ulusal bilince ulaşan halk ile Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır. Bu zafer 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması ile taçlandırılmıştır. Ve böylece yeni Türk devleti tüm dünyaya tanıtılmıştır. 29 Ekim tarihinde devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu açıklanmış ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk seçilmiştir.
    ]]>
    Atatürkün Okul Hayatı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-okul-hayati.html Wed, 21 Nov 2018 09:57:54 +0000 Atatürkün okul hayatı, Cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk'ün oldukça başarılı bir okul hayatı olmuştur. Ülkemizin kaderini belirleyecek olan çalışmaları bile okul hayatı sırasında başlamıştır. Atatürk'ün okul hayatı M Atatürkün okul hayatı, Cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk'ün oldukça başarılı bir okul hayatı olmuştur. Ülkemizin kaderini belirleyecek olan çalışmaları bile okul hayatı sırasında başlamıştır. Atatürk'ün okul hayatı Mahalle Mektebiyle başlamış, Harp Akademisiyle sona ermiştir.

    Atatürk'ün eğitim gördüğü okullar

    Mahalle Mektebi: Her zaman Şemsi Efendi İlkokulu Atatürk'ün okul hayatının başladığı okul olarak dile getirilir. Ancak ilk gittiği okul Mahalle Mektebidir. Annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Bey arasında 1887 yılında yaşanan fikir ayrılığı, Atatürk'ün annesinin isteği üzerine bir hafta mahalle mektebinde eğitim almasına neden olmuştur.

    Şemsi Efendi İlkokulu: Zeki ve oldukça yetenekli bir öğrenci olan Mustafa'nın babası buradaki eğitimi sırasında vefat etmiştir. Annesiyle birlikte Selanik yakınlarında yaşayan dayısı Hüseyin Efendinin yanına gitmiştir. Bu dönemde Atatürk'ün okul hayatı bir süre sekteye uğramış, ardından Selanik'teki halasının yanına giderek Şemsi Efendi İlkokulunda eğitim almıştır. Bu okulun günümüzdeki devamı Teşvikiye Akatlar'da bulunan Şişli Terakki Lisesidir.

    Selanik Mülkiye Rüştiyesi: İlkokul eğitiminin ardından Mustafa Kemal, Selanik Mülkiye Rüştiyesine giderek ortaokul eğitimine başlamıştır. Ancak buradaki Arapça dersi hocası Kaymak Hafız kendisini sopayla dövdüğünden, 1894 yılında bu okuldan ayrılarak, Selanik Askeri Rüştiyesi'ne gitme kararı almıştır.

    Selanik Askeri Rüştiyesi: Asker olmayı küçüklüğünden beri arzu eden Mustafa Kemal, annesinin istememesine rağmen gizlice girdiği sınavda başarı elde etmiştir. Selanik Askeri Rüştiyesinde 1893-1895 yılları arasında eğitim almıştır. Burada arkadaşlarının ve öğretmenlerinin sevdiği bir öğrenciydi. Matematik dersine giren öğretmeninin aynı adı taşıyan diğer öğrencilerden ayırt edilmesi için Mustafa'ya Kemal adını eklemiş, kendisine bundan sonra Mustafa Kemal denmiştir.

    Atatürkün Okul HayatıManastır Askeri İdadisi: Lise eğitimine sınavlarında başarılı olduğu Manastır Askeri idadisinde devam eden Mustafa Kemal, Selanik'ten de ilk defa ayrılmıştır. Buradaki öğretmenlerinden bir kısmı aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olan subaylar olduğundan, ordudaki olaylar okulda konuşuluyordu. Bu sayede Mustafa Kemal'de memleket meseleleri konusunda bilgi ediniyordu. Burada yatılı okuyan Mustafa Kemal, zorlu bir eğitim programına dahildi. Çünkü okul harp okullarına öğrenci yetiştirmek istiyor, diğer askeri okullardan üstün eğitim veriyordu. Burada Atatürk'ün okul hayatı oldukça başarılı geçmiştir. Matematik dersine giren öğretmenleri başarısına hayran kalmış, tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bilge Atatürk'ün tarihe olan ilgisini görmüş ve kendisine destek olmuştur. Burada daha 2. sınıf öğrencisi olduğunda 1897 yılı Osmanlı Yunan savaşı başlamış, Mustafa Kemal vatan için mücadele isteğini savaşa katılmak isteyerek göstermiştir. 1898 yılında Manastır Askeri İdadisini başarıyla tamamlayan Mustafa Kemal aynı zamanda Rumeli'deki farklı bölgelerinden öğrencilerle arkadaşlıklar kurmuştur. Bunlar kendisinin yıllar sonra silah arkadaşları olacaklardı. Bu okul günümüzde Makedonya'da Manastır'da müze olarak kullanılıyor. İkici katında Mustafa Kemal Atatürk için ayrılan bölümü de bulunmaktadır.

    Harp okulu: Mezuniyetinden sonra İstanbul'a giden Mustafa Kemal, 13 Mart 1899'da Harp okulu piyade bölümüne girmiş, buradan 1902'de Teğmen olarak mezun olmuştur. Günümüzde bu okul Kara Harp Okulu olarak eğitim veriyor.

    Harp Akademisi: 10 Ocak 1902 yılında teğmen rütbesiyle Harp Akademisi'ne başlayan Mustafa Kemal, oldukça iyi bir eğitim almış, dil öğrenmiş ve tecrübeli subaylarca eğitilmiştir. Arkadaşlarına devletin durumunu anlatan Mustafa Kemal, kendini yetiştirmek içinde sürekli kitap okuyordu.]]> Atatürk Nerede Öldü https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-nerede-oldu.html Thu, 22 Nov 2018 07:49:42 +0000 Atatürk nerede öldü; Türkiye cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 9.05'de Dolmabahçe Sarayında vefat etmiştir. Uzun ve yorucu yurt içi seyahatleri, yeni kurulan rejim ve devlet Atatürk nerede öldü; Türkiye cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 9.05'de Dolmabahçe Sarayında vefat etmiştir. Uzun ve yorucu yurt içi seyahatleri, yeni kurulan rejim ve devletin getirdiği ağır sorumlulukları sırtlanması ve diğer nedenlerden dolayı 1937 tarihinden itibaren hastalanmaya başlamıştır. 1938 yılında ilk defa Profesör Doktor Nihat Reşat Belger tarafından siroz teşhisi konulmuştur. 1938 yılından itibaren tedavi için yurt dışından yabancı doktorlar gelmiş, hem Türk doktorlar hem de yabancı doktorlar tarafından muayene edilmiştir. Hastalığı ilerleyen Atatürk 1938 yılında vefat etmiştir, naaşı 21 Kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesine defnedilmiştir. 1953 yılında ise bugün ki ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir'e defnedilmiştir. Mirasını;
    • Türk Dil Kurumu
    • Türk Tarih Kurumu 
    • Manevi çocukları
    • Sabiha Gökçen 
    • İsmet İnönü'nün çocuklarının eğitim masraflarını karşılaması için miras bırakmıştır.
    Mustafa Kemal Atatürk yaşadığı süre boyunca Türk Milleti için mücadele etmiş, askerlik hayatı boyunca bir çok başarıya imza atmış, getirdiği yeni rejimle Türk halkının geleceğini şekillendirmiştir. Kazandırdığı ilkeler, yaptığı inkılaplar sayesinde modern bir devletin oluşmasını sağlamıştır. Atatürk'ün getirdiği ilkeler temel ve tamamlayıcı ilkeler;
    • Cumhuriyetçilik, halkçılık, inkılapçılık, laiklik, milliyetçilik, devletçilik temel ilkeleridir.
    • Milli birlik ve beraberlik, modernleşme, akılcılık, çağdaşlaşma, yurtta sulh cihanda sulh, milli egemenlik, milli bağımsızlık ilkeleri ise tamamlayıcı ilkeleri arasındadır.
    Mustafa Kemal Atatürk yeni kurduğu devletin uygar medeniyetler düzeyine ulaşabilmesi için bazı yenilikler getirmiştir. Bu yeniliklere tepkiler olsa da iyi bir yönetici ve liderlik sergileyerek tepkileri asgari düzeye indirgemiştir. Çeşitli alanlarda yenilikler getirmiştir. Atatürk dönemi yapılan bazı inkılaplar şunlardır;Atatürk Nerede Öldü
    • Siyasi alanda yapılan yenilikler; Cumhuriyetin ilanı, Saltanatı kaldırma, halifeliği kaldırma.
    • Toplumsal alanda yapılan yenilikler; kadınlara seçme seçilme hakkının tanınması, ölçü birimlerinde değişikliklikler, kılık kıyafet kanunu, şapka kanunu, soyadı kanunu.
    • Hukuk eğitim ve kültür alanında yapılan yenilikler; teşkilatı esasiye kabulü, 1924 anayasasının uygulanması, medeni kanun, Türk ceza kanunu, alfabenin değiştirilmesi, millet mekteplerinin kurulması, Üniversitelerin açılması, Türk Tarih ve Türk Dil kurumunu kurumlarının kurulması, medreselerin kapatılması, karma ve zorunlu eğitim hakkında yapılan yenilikler.
    • Ekonomi alanındaki yenilikler; aşar vergisinin kaldırılması, İzmir İktisat Kongresinin düzenlenmesi, teşvik-i sanayi kanununun çıkarılması, ekonomik kalkınma planlarının yapılması, Tarım Kredi Kooperatif kurulması, Orman çiftliğinin kurulması, çiftçilere ve özel sektörde yeni sanayi kolları oluşturmak için destek sağlayacak bankaların kurulması, Merkez Bankası kurulması.
    Mustafa Kemal Atatürk hastalığında bile çok önem verdiği yurt içi gezilerine devam etmiştir. Bunun sonucunda ve 21 senelik zorlu askerlik hayatı boyunca birçok rahatsızlık geçirmiştir. Hastalığının ilerlemesinin nedenleri arasında bunlar bulunmaktadır. Naaşı Ankara'da bulunmasına rağmen Atatürk nerede öldü; İstanbul'da bulunan Dolmabahçe Sarayı'dır.
    ]]>
    Atatürkün Ölümü https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-olumu.html Fri, 23 Nov 2018 07:29:40 +0000 Atatürk'ün ölümü, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Atatürk'ün hiç ölmeyeceğini sanan vatandaşların bir gün onunda aramızdan ayrılma ihtimalini hiç akıllarına getirmemişlerdi. Bu gerçeği halkın kabul etmes Atatürk'ün ölümü, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu önder Atatürk'ün hiç ölmeyeceğini sanan vatandaşların bir gün onunda aramızdan ayrılma ihtimalini hiç akıllarına getirmemişlerdi. Bu gerçeği halkın kabul etmesi ne kadar zor olsa da bir gün mutlaka her insanoğlunun başına gelen ölüm onunda yaşayacağı bir gerçekti. Dünya liderleri arasında da Türkiye'nin son yüz yıl tarihi içerisinde de en büyük liderlerindendir. Vatanı için çıktığı bu kutlu yolda kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında son nefesini vermek nasip oldu. Peki biz şimdi onun kurduğu cumhuriyete o dönem kanlarıyla bu toprağı savunan şehitlere ne kadar bağlı kalabildik. Asıl sorulması gereken biz olsak o dönemlerde ne olurdu. 

    Atatürk son zamanlarında yaşadığı o hızlı ve gergin hayatın belirtilerini ufak ufak hissetmeye başlamıştı, Önemsemediği bu belirtiler ilerde sağlığı için çok tehlikeli bir durum yaratsa da, ülkenin vakıası onun canından da önemliydi. Durmadı rahatsızlıklarını görmezden geldi. Taki kendisini iyice halsiz yorgun ve iştahsız bırakana kadar bu belirtiler başladığında artık doktorları muayene etmesine izin verdi çünkü kendisi bile bu durumla baş edemez olmuştu. Doktorların muayenesi sonucu siroz teşhisi konması hem onu hemde sevenlerini endişeye düşürmüştü. Yaşadığı köşkün her yeri ilaçlanmaya dezenfekte edilmeye başlanmıştı. Çünkü siroz hastalığına köşkteki karıncaların sebep olduğu düşünülmüştü. Ama Atatürk'te oluşan belirtiler iyice artmaya başlamıştı. Vücudunda şiddetli kaşınmalar ve burnunda kanamalar oluşmaya başlamıştı. 1938 yılında başlayan ve teşhisi konan hastalığı tedavi sürecindeyken bütün doktorlarının ısrarına rağmen tedaviyi yarım bırakıp 1 Şubat 1938 yılında Bursa'ya hareket etti.

    Atatürkün ÖlümüAtatürk'ün Hastalığı,

    Atatürk'ün hastalığı ilerledikçe, o dönemin başbakanı olan Celal Bayar, yurt dışından Fransa'dan hekim getirmek iste de Mustafa Kemal buna karşı çıkmıştır. Çünkü Hatay sorunu henüz daha bir çözüme ulaşmamıştır ve hastalığı kullanmak isteyecek dış devletlerin bilmesini istememişti. O yüzdende bu teklifi kabul etmemiş fakat bütün Türk doktorların kapsamlı muayenesine onay vermiştir. 6 mart 1938 de yapılan geniş çaplı araştırmalı muayeneler sonucu siroz teşhisi yeniden konmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün alkol alımı yapmamasını ve çok yoğun olan iş temposunu düşürmesi gerektiğini söylemişlerdir. Her ne kadar teşhis konulsa da Celal Bayar Fransa' dan özel davetle Paris tıp fakültesi Prof. Dr. Noel Fisdsenger' i Ankara'ya davet ederek Mustafa Kemal Atatürk'ü muayene ettirmiştir. Ama Fransız Profesörde aynı tanıyı yani siroz  teşhisi koymuştur. Fransız doktor Fisdsenger' in Atatürk'e söylediği bir cümle onun Atatürk'ü tedavi etmesinde ikna etmiştir. Oda ''efendim siz büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve bende sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız'' olmuştur. 

    Bu zamandan sonra ne yapılırsa yapılsın, Mustafa Kemal'in  hastalığı iyice hissetmeye başlamış ve artık karnında toplanan suya müdahale yapılarak su alınsa da işlem bitiminde Atatürk ağır bir komaya girmiştir. Komada geçen üç günden sonra uyanan Mustafa Kemalin yanında bulunanlar uyuduğunu uykudan uyandığını kendisine söylese de inanmamıştır. Fakat hissettiği şeye bir anlamda verememiştir. 29 Ekim 1938 yılında Ankara cumhuriyetinin kutlamalarına rahatsızlığı yüzünden katılamayan Mustafa Kemal Atatürk, Celal Bayar aracılığı ile Türk ordusuna hitaben yazdığı yazıyı göndermiştir. Bu dönem zarfında ikinci komaya giren Atatürk girdiği bu komadan uyanamamıştır ve acı ile kıvranmaları çırpınmaları esnasında bilinçli olarak tek sorduğu soru ''saat kaç ''olmuştu. 9 kasım gecesi girdiği ağır koma devam ederken Mustafa kemal Atatürk 10 kasım sabahı saat 09:05 de İstanbul Dolma Bahçe sarayında hayata gözlerini kapattı.

    Ölümü 10 Kasım 1938...
    ]]>
    Atatürk Hatay Sorunu https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-hatay-sorunu.html Fri, 23 Nov 2018 21:38:04 +0000 Atatürk Hatay sorununu ömrünün son yıllarını feda etmek uğruna büyük çabalar göstererek çözmüştür. Mondros anlaşmasından sonra İngiliz ve Fransızlar İskenderun'a asker çıkarak burda bir sancak oluşturmuşlardır. Böyl Atatürk Hatay sorununu ömrünün son yıllarını feda etmek uğruna büyük çabalar göstererek çözmüştür. Mondros anlaşmasından sonra İngiliz ve Fransızlar İskenderun'a asker çıkarak burda bir sancak oluşturmuşlardır. Böylece Milletler Cemiyeti kanununa göre, bu bölge İtilaf devletleri tarafından manda sistemi ile himaye altına alınmıştır. 1926 yılında Fransa, Bağımsız İskenderun Hükümetini ilan etmiş ve Suriye ile aralarında anlaşmazlık çıkmıştır. Bunun sonucunda Fransa, İskenderun bölgesinin adını yeniden değiştirerek Kuzey Suriye Hükümeti koymuştur. O dönemlerde Türkiye'nin üye olmadığı Milletler Cemiyeti tarafından 1930 yılında onaylanmıştır. Daha sonra Fransa'nın hükümeti değişmiş ve yeni hükümet de Suriye ile anlaşma yapmaya karar vermiştir. Bu durumda Fransa İskenderun'dan çekilecek ve Sancağın tüm hakları Suriye'ye bırakılacaktır. 

    Atatürk, bu anlaşmadan hiç memnun olmadığı gibi,  İskenderun'u almak için mücadele etmeye başlamıştır. 26 Eylül 1936 yılında artık üyesi olunan Milletler Cemiyeti kuruluna konu iletilmiş ve gündeme getirilmiştir. Bu dönemde Atatürk'ün isteğiyle Hatay ismi konulmuş ve Fransızlara karşı Hatay mücadelesi başlamıştır. Antakya'da Fransız polisi iki Türk gencini vurmuş ve olaylar karışmıştır. Suriye Şam hükümeti de bu bölge için kendi aralarında bir referandum oylaması istemiş ve bu Türkler tarafından engellemek istenmiştir. 

    Atatürk Hatay SorunuHatay sorununu artık kişisel bir sorun olarak gören Atatürk, ölümünden birkaç ay önce Ankara'daki 19 Mayıs gösterilerini izledikten sonra Hatay'ı almak için Mersin ve Adana'ya geziye çıkmıştır. 21 Mayıs'ta Mersin'de, 24 Mayıs'ta ise Adana'da bulunan Atatürk, orda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin törenlerini izleyerek hem Suriye'ye hem de Fransa'ya göz dağı vermek istemiştir. Atatürk sergilediği tavır ve tutumu sayesinde yine büyük bir başarıya imza atmıştır. 6 Haziran 1938 yılında Sancak'ta bulunan Fransız vali çekilmiş ve yerine yeni vali atanmıştır. Atatürk'ün vaz geçemeyeceğini anlayan Fransızlar, 29 Haziran günü Sancağı tamamen terk etmişlerdir. Bununla birlikte 5 Temmuz 1938 günü, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk milleti Hatay'a giriş yapmışlardır. Milletimiz tarafından sevinçle karşılanan bu başarı, Atatürk'ün sayısız başarılarından sadece biridir. 
    ]]>
    Atatürk Dış Politika https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-dis-politika.html Sat, 24 Nov 2018 17:25:29 +0000 Atatürk dış politikada, barışçıl bir tutum izlemiştir. Bu tutumu 'Yurtta Barış, Dünyada Barış'' sözüyle de desteklemiş ve arkasında durmuştur.  Bu tutumunda hiçbir fire vermemiş ve itibarlı bir duruş göstermiştir. Atat Atatürk dış politikada, barışçıl bir tutum izlemiştir. Bu tutumu 'Yurtta Barış, Dünyada Barış'' sözüyle de desteklemiş ve arkasında durmuştur.  Bu tutumunda hiçbir fire vermemiş ve itibarlı bir duruş göstermiştir. Atatürk dönemi Türk dış politikası; Türk Devletine milli bir nitelik kazandırmak, tam bağımsızlığı gerçekleştirmek, yabancılara tanınan ayrıcalıkları kaldırmak, Türkiye Devletini çağdaş ve modern bir ülke haline getirmektir. Milli mücadele döneminin dış politikadaki temel hedefi, Türk Milletini ve barışçıl tutumunu milletlerarası alanda tanıtmaktır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş döneminde dış politikanın esaslarını oluşturmuştur. Türkiye'nin modern anlamda tanınması ve uluslararası alanda saygınlık kazanması Lozan Konferansı ile gerçekleşmiştir. Türkiye dış politikasını meşgul eden dış sorunlar Lozan Konferansı'nda tam olarak çözülememiş ve ileri bir tarihe ertelenip başka bir görüşmede çözülmeye çalışılmıştır. Çoğu sorun Türkiye lehine çözülse de aleyhine çözülen sorunlar da vardır. Lozan Konferansı sonrası çözülememiş sorunlar: Musul sorunu, yabancı okullar sorunu, dış borçlar sorunu, nüfus mübadelesi ve boğazlar sorunudur. Öncelikle Musul çok büyük sorun olmuştur ve Misak-ı Milli'den (Milli Ant) verilen 3. taviz olmuştur. Musul, Osmanlı Devleti toprakları içinde yer alırken Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Musul için İngiltere ve Türkiye, İstanbulda bir araya gelip konuşmuşlardır. Fakat iki taraf da kendi lehine çözmek istiyordur lakin çözüm bulunamamıştır. Musul petrol açısından çok zengin bir bölge olduğu için İngiltere Musul'u çok istiyordur. Bu sorun 1924'te Milletler Cemiyeti'ne götürülmüştür. Bu tarihte Milletler Cemiyeti'ne Türkiye üye değildir. İngiltere ise kurucu üyelerindendir. Milletler Cemiyeti bu sorun için bir yönerge yayınlamış ve Musul'un İngiltere'ye bırakılmasını öngörmüştür. Türkiye bu karara itiraz etmiş fakat bu sırada çıkan Şeyh Sait İsyanı'nın etkisi ve ülkenin savaştan yeni çıkmış olmasıyla, Musul'un 25 yıl boyunca petrol gelirlerinin %10'unun Türkiye'ye verilmesi şartında Musul'u İngiltere'ye bırakmıştır. Diğer bir sorun yabancı okullar sorunu olmuştur. O zamanlarda Türkiye Devleti'nde eğitim birliği yoktur. Yabancı okul sayısı fazladır ve bunların denetimi de yapılmıyordur. Lozan Antlaşması ile yabancı okullara tanınan ayrıcalıklar kaldırılmış, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır. Bazı şartlar ve kurallar hazırlanmış ve yabancı okullar dahil tüm okulların bunları uygulanması zorunlu kılınmıştır. Özellikle Fransa bu şartların uygulanmasını istememiştir fakat Türkiye bunu iç sorunu olarak değerlendirerek uygulamalarına devam etmiştir. Başka bir sorun olarak dış borçlar sorununu örnek gösterebiliriz. Bu sorunda Osmanlı Devleti'nin bütün borçları Türkiye Devleti üzerine yüklenmiştir. Türkiye ise bunu kabul etmemiş, borçların Osmanlı Devleti'nin kapsadığı bütün ülkelere eşit şekilde dağıtılmasını uygun görmüştür. Diğer ülkeler de bunu kabul etmiş ve Türkiye ekonomik yönden rahatlamıştır. Yunanistan ile nüfus mübadelesinde İstanbula yerleşmiş Rumlar ve Batı Trakya'daki Türkler hariç bütün Türkler ve Rumlar yer değiştirecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Boğazlar sorunu da çok büyük bir sorun olmuştur. Fakat Türkiye Devleri tam olarak Boğazlar üzerinde egemenliği Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile kuracak ve boğazlar artık tamamen Türk Devleti'ne ait olacaktır. 

    Atatürk Dış PolitikaAtatürk Döneminde Uluslararası Antlaşmalar ve İşbirlikleri: 

    Atatürk döneminde Lozan ile ilgili sorunların yanı sıra dış politikada başka önemli adımlar da atılmıştır. Bunlardan bazıları Milletler Cemiyeti'ne üyelik, Balkan Antantı, Sadabat Paktı bunlardan bazılarıdır. Balkan Antantı ve Sadabat Paktı, Mondros'tan istediğini alamayarak zararlı çıkan İtalya ve Almanya'nın 2. Dünya Savaşını başlatmasından dolayı imzalanmıştır. Bu iki ülke çok sav]]> Atatürkün Doğum https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-dogum.html Sun, 25 Nov 2018 13:20:24 +0000 Atatürkün doğumu, Bebeğin doğumu yaklaştıkça Zübeyde hanımın heyecanı gibi evin telaşı da arttı. Evin erkeği, o günlerde artık evinden ayrılamıyordu. Doğum öncelerinin gerektirdiği hazırlıkları yakın kadın akr Atatürkün doğumu, Bebeğin doğumu yaklaştıkça Zübeyde hanımın heyecanı gibi evin telaşı da arttı. Evin erkeği, o günlerde artık evinden ayrılamıyordu. Doğum öncelerinin gerektirdiği hazırlıkları yakın kadın akrabaların evde misafir kalmışlardır. Gece gündüz havaya hakim olan hem zevkli, hem endişeli bekleyişleri devam ediyordu. Ahmet Subaşı Mahallesin deki pembe eve olağanüstü bir hava veriyordu. Nihayet doğum ağrıları başlamıştı. O sırada evde en tecrübeli kadın olarak Ali Rıza Efendinin annesi olan Ayşe Hanım bulunmaktadır. Selanili yahut Hatice Kadın, ebe olarak çağırmışlardır. Genç annenin aylardır süren  doğumun en çetin ağrıları içinde bile bir saniye aklından çıkaramadığı büyük endişesi olan: Kız mı, oğlan mı 

    Doğum tamam olup ebe, çocuğu eline alınca, annesi gözlerini kapar, nefesini tutar ve sormaya cesaret edemez ama her anı 1 yılı kadar uzun gelen bu buhranın içinde beklediği hep o müjdedir.

    Müjdeler olsun kızım, bir oğlan çocuğun oldu. Nur topu gibi. Allah uzun ömürlü etsin diyerek müjdeyi verir.

    Doğumu takip eden günlerin birinde, çocuğunun isimini Mustafa adı verirler. Henüz bu doğumun günü, ayı, hatta yılı dahi belli değildir. O zamanlar Müslümanlar arasında; aile içinde yeni çocuğun doğumunu, aile reisinin bir Kur'anın boş bir tarafına veya o zamanki evlerin demirbaş kitaplarından olan Ahmed iye, Muhammed-iye ciltlerinin bir kenarına kaydetmeleri alışkanlıkları vardı. Ali Rıza Efendinin, yeni doğan oğlunun hakkında böyle bir kaydı yapılmamıştır.

    Zübeyde'nin çocuğuna ait doğum tarihi bugünde henüz aydınlanmış değildir. Hayatının son yıllarında Zübeyde hanım ile konuşan bir yazarın naklettiğine göre Kemal Atatürk, yazan: Enver Behnan Şapolyo, 1959,  Zübeyde Mustafayı erbain soğukları sırasında dünyaya getirmiştir. Yazar, kitabında bu bilgileri işleyerek ve tam dayanaklarını da açıklama yaparak, Mustafa'nın doğumunu 23 Aralık 1296 yeni tarihe göre 4 Ocak 1881 yılı olarak belirtilmiştir.

    Atatürkün DoğumAtatürk'ün doğumu:
    Türkiye cumhuriyetinin  kurucusu 1881 yılında, selanik'te koca kasım mahallesinde ıslahhane  caddesin deki üç katlı pembe bir evde doğmuştur. Selanik yerlilerinden olan Ali rıza Efendi, babası söke den selanike gelmiştir. Türkmenlerden kırmızı hafız lakabını almış olup Ahmet efendisinin oğludur. Zübeyde hanım annesi ise 1871 yılında selanik yakınlarındaki langaza  kasabasına yerleşmiş hacı saofiefendi ailesinden Feyzullah Ağa'nın kızıdır.
    ]]>
    Atatürk Ve Milli Mücadele https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-milli-mucadele.html Sun, 25 Nov 2018 20:02:39 +0000 Atatürk ve Milli Mücadele, Osmanlı devleti artık fiilen itilaf devletlerinin kontrolü altına gelmişti. Var olan dış borçlar ve halkın artık uzun savaşlar nedeniyle yorgun düşmesi nedeniyle artık dermanı kalmamıştı. Bununla Atatürk ve Milli Mücadele, Osmanlı devleti artık fiilen itilaf devletlerinin kontrolü altına gelmişti. Var olan dış borçlar ve halkın artık uzun savaşlar nedeniyle yorgun düşmesi nedeniyle artık dermanı kalmamıştı. Bununla birlikte uzun kıtlıkla geçen dönemlerden dolayı halk ekonomik açıdan oldukça sıkıntılı dönemler yaşamaktaydı. Osmanlı padişahının eli kolu bağlanmış ve halkı rahatsız edici vergiler getirerek borcu kapatma gayreti içerisindeydi. Ancak fakir olan halk bu vergileri ödeyecek durumda bulunmamaktaydı. Hakeza bu borç ve ülkeden bir haber olan Osmanlı padişahı dönüşü olmayan anlaşmaların altına imza atmaktaydı. Bu anlaşmalar yüzünden ülke güne ekonomik olarak yıpranmıştı. Vatanın bu gidişatı ve yapılan haksız anlaşmalar nedeni ile  Mustafa Kemal Atatürk ve genç durumdan oldukça rahatsızdı. Artık ülkenin bir kurtuluşa ihtiyacı olduğu kanaatindeydiler. Hakeza bir kurtuluş mücadelesi ile ülkenin makus kaderinin değişeceğine inanılmaktaydı. Mustafa Kemal Atatürk halkın milliyetçilik duygularını kabartarak kurtuluş savaşının fitilini ateşledi.

    Atatürk Ve Milli MücadeleAtatürk Önderliğinde Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele,

    Osmanlı padişahı artık köşeye sıkışmış bir durumdaydı. Batılı devletlerin kendisine sunmuş olduğu zararlı anlaşmalara ülkeyi bir savaşa sokmamak amacıyla imzalar atıyordu. Bu durum genç subay ve bilinçli insanları rahatsız etmekteydi. Akabinde bir dayatma ile Osmanlı Sultanı Mondros ateşkes anlaşmasına imza attı. Mondros'un imzalandığı dönende Mustafa Kemal Atatürk yedinci ordu komutanı olarak görevliydi. Ateşkes imzalanır imzalanmaz hemen Yıldırım ordu komutanlığı atandı. Görüntü itibariyle savaşı durduracak bir nitelikte olan ateşkes anlaşması aslında ülkenin ordu gücünü fiilen ortadan kaldırmayı hedeflemekteydi. Mondros hükümleri gereğince ordu dağıtıldı. Akabinde ordunun dağıtılmasını engellemek amacıyla Mustafa Kemal Atatürk İstanbul'a geldi. Mondros içeriğinde manda ve himaye kabul ettirilmişti. Bu durumda siyasiler endişe etmişler ve kesin olarak manda ve himayeye karşı çıkmışlardır. Bir kısım siyasi ve komutanlar vatanı kurtarma yönünde fikir alış verişinde bulunmaktaydı. Bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk itilaf devletleri ordularının İstanbul'a gelmelerine "Geldikleri gibi giderler" şeklinde tarihe geçecek sözüyle cevap vermişti. 

    Milli Mücadelede Atatürk'ün Samsuna Çıkışı,

    Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919 da padişahın fermanı ile Samsuna çıktı. Padişah Mustafa Kemal Atatürk'e 9. Ordu Müfettişi olarak Doğu Karadeniz bölgesinde asayişi sağlamak amacıyla göndermişti. Atatürk'ün samsuna gönderilmesindeki temel amaç Mondros Ateşkes Anlaşmasının içerisinde bulunan ağır hükümlerden. Orduya dağıtmak, halkın elindeki cephane ve silahları toplamak, halka silah satan veya direnişi sağlamak amacıyla silah temin eden örgütleri yasaklamaktı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk Samsun'a çıkarak Bölgedeki sıkıntıların Ermeni ve Rumların yarattığını, asayişin ancak Rumlar ve Ermenilerin bulunduğu konumda durması ile yok olacağını beyan etti. Bu arada İzmir'in işgalini halka duyurdu. Halk vatan toprağının işgal altında kaldığını duyunca ayaklanmasın sağlandı. Hakeza manda ve himayeye tepkiler yayıldı. Bununla birlikte 28 Mayıs 1919'da Atatürk havza genelgesini yayınlandı. Havza genelgesi için halkı bilgilendirme bildirisi olarak da ifade edilmektedir. Havza genelgesi ile halk ayağa kalkarak İstanbul hükumetinin ve Batılı devletlerin İzmir'in işgali nedeniyle kınadı. Arkası kesilmeyen telgraflar ile yabancı devletlere ve İstanbul hükumetine direniş durumu hissettirildiği. Havza Genelgesinin tarihi açıdan önemi ise halk düzenlediği mitingler ile İzmir'in işgalini protesto etti. Mustafa Kemah Paşa önderliğinde Türk halkı tekrardan milli mücadele fikrinde birleştir. Bir kurtarıcı ve yönetici olarak artık Mustafa Kemal Atatürk isminden söz ettirmeye başladı. Akabinde bat]]> Atatürk Cumhurbaşkanlığı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-cumhurbaskanligi.html Mon, 26 Nov 2018 02:22:31 +0000 Atatürk Cumhurbaşkanlığı, Osmanlı devletinin yapmış olduğu ağır anlaşmaların sonucunda halkın kendi kendini yönetme sistemi artık gelmişti. Böylelikle Osmanlı devleti gerçekleşen savaşlar sonucunda yıkılmış ve yerini Atatürk Cumhurbaşkanlığı, Osmanlı devletinin yapmış olduğu ağır anlaşmaların sonucunda halkın kendi kendini yönetme sistemi artık gelmişti. Böylelikle Osmanlı devleti gerçekleşen savaşlar sonucunda yıkılmış ve yerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti almıştı. Osmanlının ayak da kalması ve bu coğrafya üzerindeki varlığının devam etmesini isteyen Atatürk elde kalan toprak parçalarının kurulması amacıyla halkla birlikte Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiği ve hemen akabinde Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk seçilmiştir. O dönemde ülkenin yeni kurulması hasebi ile Cumhurbaşkanı 4 senede bir seçimi yapılıyordu. TBMM'nin kurulmasıyla birlikte Mustafa Kemal Atatürk 1927, 1931 ve 1935 yıllarında dört yılda bir yapılan Cumhurbaşkanı seçimleriyle bu vazifeyi almıştır. O dönemde oylama ile yapılan seçimlerde 158 vekil TBMM'de görev almaktaydı. Bu seçimlerde 158 vekilin tamamı Mustafa Kemal'e oy vererek bu görevi sürdürmesine destek olmuşlardır. Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanlığı görevine geldiği günden öldüğü güne kadar bu koltukta vatanı için görev yapmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletini 15 yıl 12 gün süre ile yöneten en uzun dönemli Cumhurbaşkanlığı özelliğine sahip olduğu kanıtlanmıştır. 

    Atatürk CumhurbaşkanlığıAtatürk Cumhurbaşkanlığı Döneminde Gerçekleşen Olaylar
    Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasıyla birlikte ülkenin makus kaderi değiştir. Mustafa Kemal'in yegane amacı milletin makus kaderini değiştirip çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla inkılap kanunlarını yerine getirmeyi amaçlamıştır. Mustafa Kemal için milletin düşünce yapısı değiştirildiği taktirde çok hızlı bir şekilde kalkınacağı kanaatindeydi. Bu nedenlerle ilk olarak şapka ve kıyafet inkılapları getirildi. Böylelikle halk batı kültürüne daha yakın olacak ve giyim kuşam da bir medeniyet kokusu hissedileceği düşünüldü. Akabinde din ile devlet işlerinin kesin olarak birbirinden ayrıldı. Hukuk alanında şerriye mahkemeleri ile Mecelle kaldırılarak yerine Türk Medeni Kanunu getirildi. Bu dönemde ilim ve kültür alanında ciddi anlamda çalışmalar gerçekleştirildi. Bu husus itibariyle Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu kuruldu ve Türk tarihi ile Türk dili üzerinde yoğun çalışmalar yapıldı. Böylelikle halkın kullanmış olduğu dil ile konuştuğu dil ve edebiyat dilindeki birlik sağlanmış oldu. 

    Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı İle Gelen İnkılaplar
    Atatürk sürekli olarak eğitim ve ilim alanının gelişmesi için çaba göstermekteydi. Bunun için bir çok kurum ve kuruluşun temelleri atılmıştır. Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde batılı medeniyetlerin ulaşmış olduğu eğitim ve kültür düzeyini yakalamak amacı ile bir çok il de Üniversiteler kuruldu. Kurulan bu üniversiteler sayesinde bir çok icat ile çağdaşlaşma sağlandı. Arap alfabesinin yerine Latin harfleri getirildi. Dünya üzerindeki ticareti kolaylaştırmak amacıyla uluslar arası takvim, rakam ve saat ölçüleri ülkemize getirildi. Kadınlara hukuki alanda bir çok reform getirildi. İlk defa Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde kadınlara seçme ve seçilme hakkı kazandırıldı. Bu dönemde ekonominin gelişmesi amacıyla tarım alanında çalışmalar gerçekleştirildi. 1923 yılında Türkiye de ilk kez iktisat kongresi düzenlendi. Bu iktisat kongreleri sayesinde ekonomik alandaki problemler masaya yatılarak sorunlar çözüme kavuşturuldu. 

    Bu dönemde gemi ve toprak ticaretine ayrı önemler verilerek devlet eliyle yatırımlar gerçekleştirildi. Milli savunma sanayi geliştirildi. Ülkede sıklıkla görülen yaygın hastalıkların yayılmasını engellemek amacıyla ciddi anlamda sağlık yatırımları yapıldı. Bu dönemde hastahane kurulmasına ayrı yatırımlar yapıldı. Atatürk'ün bu yatırımları ve ülkeye yapmış olduğu çalışmalardan dolayı yapılan inkıla]]> Atatürkün Çocukluk Ve Gençlik https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-cocukluk-ve-genclik.html Mon, 26 Nov 2018 17:55:23 +0000 Atatürkün çocukluk ve gençlik, dönemi 1881 yılında doğumuyla başlar, 1904 yılına kadar devam eder. 1881 yılında Selanik'te doğan Mustafa Kemal Atatürk'ün kökenleri konusunda Arnavut, Türkmen, Yörük gibi iddialar bulunmaktad Atatürkün çocukluk ve gençlik, dönemi 1881 yılında doğumuyla başlar, 1904 yılına kadar devam eder. 1881 yılında Selanik'te doğan Mustafa Kemal Atatürk'ün kökenleri konusunda Arnavut, Türkmen, Yörük gibi iddialar bulunmaktadır. Babası Ali Rıza Efendi'nin 1839 yılında Kocacık'ta doğduğu sanılmaktadır. Aslen Manastır'a bağlı olan Debre-i Bala yani Yukarı Debre'dendir. Babası 1871 senesinde, Selanik'e yakın olan Langaza doğumlu (1857) olan Zübeyde Hanım ile evlenmiştir. Ali Rıza Bey Selanik'te kereste ticaretiyle, gümrük memurluğu ile iştigal etmekteydi.

    Atatürkün çocukluk dönemi

    Mustafa Kemal Atatürk, Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım'ın çocuğu olarak, Rumi takvimle 1296, Miladi takvimle 1881 yılında Selanik'te dünyaya gelmiştir. Doğduğu gün ise tam olarak bilinmemektedir. Kendi ifadesi doğum gününün 19 Mayıs olduğu yönündedir. Ailenin Fatma, Ömer, Naciye, Ahmet, Fatma, Makbule adında 5 çocuğu daha olsa da, bunlardan Atatürk'ün kardeşi olarak sağ kalan sadece Makbule'dir.

    Mustafa'nın öğrenim çağının gelmesiyle birlikte anne ve babası arasında gideceği okul konusunda anlaşmazlık ortaya çıkmıştır. Annesinin tercihi Mustafa'nın Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebi olurken, babasının tercihi ise yeni yöntemlerle eğitim sistemi olan Mektebi Şemsi İbtidai yani Şemsi Efendi Mektebidir. İlk olarak mahalle mektebinde eğitim hayatına başlayan Mustafa Kemal, çok kısa sürede Şemsi Efendi Mektebine geçiş yapmıştır. Babasını 1888 yılında kaybetmiştir. Bu dönemde bir süre Rapla Çiftliğinde dayısı olan Hüseyin'le birlikte kalarak, çiftlik işleriyle meşgul olmuş, ardından Selanik'e giderek okulunu bitirmiştir. Zübeyde Hanım bu dönemde gümrük memuru olan Ragıp Bey'le Selanik'te evlenmiştir.

    Günümüzde Mustafa Kemal'in doğduğu ev olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi üzerindeki ev müze olarak kullanılmaktadır. 1870 yılında ev Rodoslu müderris olan Hacı Mehmet Vakfı tarafından yaptırılmıştır. Ali Rıza Bey evi 1878 yılında evlenince kiralamıştır. Ölümünden sonra Mustafa ailesiyle birlikte yandaki 2 katlı olan, 3 oda, mutfaklı başka bir eve taşınmıştır.

    Atatürkün Çocukluk Ve GençlikAtatürkün gençlik dönemi

    Mustafa Kemal Selanik Mülkiye Rüştiyesine kaydolmuş, 1893 yılında ise Selanik Askeri Rüştiyesine girmiştir. Okulundaki matematik öğretmeni olan Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey Mustafa'ya kelime anlamı olgunluk, mükemmellik olan Kemal adını vermiştir. Bu dönem Fransızca öğretmeni olan Nakiyuddin Bey'de özgürlük düşüncesiyle Mustafa Kemal'i gençlik döneminde etkileyen kişilerden biridir.

    Mustafa Kemal bu dönemde Kuleli Askeri İdadisine girmeyi düşünmüş, ancak ağabeyi gibi olan Selanikli subay Hasan Bey'in verdiği tavsiyeye uyarak Manastır Askeri İdadisine kaydolmuştur. Burada 1896-1899 yılları arasında eğitim görmüştür. Okuldaki tarih öğretmeni olan Kolağası Mehmet Tevfik Bey, Mustafa Kemal'in zaten olan tarihe ilgisini daha fazla güçlendirmiştir. 1897 yılında başlayan Osmanlı Yunan Savaşına gönüllü olarak katılmak isteyen Mustafa Kemal, henüz 16 yaşında olduğundan ve İdadi öğrencisi olduğundan cepheye gitme olanağı bulamamıştır. Okulundan ikincilikle mezun olan Mustafa Kemal, İstanbul'daki Mekteb-i Harbiye-i Şahane adlı okula 13 Mart 1899 yılında girmiştir. Buradaki ilk yılını 27. olarak, ikinci yılını 11. olarak, son sınıfını da 1902 yılında Mulazım yani Teğmen rütbesiyle okuldaki 549 kişi arasından 8. olarak tamamlamıştır. (1317-P. 8) Hemen sonra Erkan-ı Harbiye Mektebine yani Harp Akademisine devam etmiş, buradan 11 Ocak 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olmuştur.
    ]]>
    Atatürk Tarafından Kurulan Kurumlar https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-tarafindan-kurulan-kurumlar.html Tue, 27 Nov 2018 08:52:04 +0000 Atatürk Tarafından Kurulan Kurumlar, Atatürk ülkenin makus kaderini değiştirmeyi hedeflemiştir. Bunu ancak eğitim alanına yapılan yatırımlar ile sağlayacağının farkındaydı. Eğitim alanının gelişmesiyle birlikte ülke eko Atatürk Tarafından Kurulan Kurumlar, Atatürk ülkenin makus kaderini değiştirmeyi hedeflemiştir. Bunu ancak eğitim alanına yapılan yatırımlar ile sağlayacağının farkındaydı. Eğitim alanının gelişmesiyle birlikte ülke ekonomisinin artacağı görüşünü bir çok ortamda dile getirmiştir. Bunun için bir çok çalışma gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirdiği bu çalışmalarla Türkiye Cumhuriyetin kalkındıracak sosyal, ekonomik ve kültürel alanda bir takım çalışmalar gerçekleştirmiş ve bir kısım kurumlar kurmuştur. Öncelikle halkın haber alma gücünü arttırmak amacıyla Anadolu ajansını kurmuştur. Halkın mahsullerinin yanmasına karşı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketini kurarak kişilerin mal varlıklarını koruma altına almıştır. Akabinde ülkedeki kişilerin haklarını aramaları ve hukuki bilgi birikimi arttırmak amacıyla Ankara Hukuk Fakültesini Kurmuştur. Memlekette var olan canlıların neslini korumak amacıyla Atatürk Orman çiftliğini açmıştır. Siyasi gelişmeyi sağlamak amacıyla Cumhuriyet Halk Partisini Kurmuştur. Hakeza bursa bölgesinde ekonomiyi kalkındırmak amacıyla koyun tüyleri değerlendirmek amacıyla Bursa Merinos Halı Fabrikasını Açmıştır. Ülke savaş halindeyken bir çok kişinin çocukları yetim kalmıştır. Bu nedenle Çocuk Esirgeme kurumunun kurulmasını sağlamıştır. Ülkedeki ticaret ve ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Devlet Demir Yolları ile Liman Genel Müdürlüğünü kurmuştur. Ülkede tarımın daha doğru yapılması amacıyla ile Meteoroloji kurumunu kurmuştur. 

    Atatürk Tarafından Kurulan KurumlarAtatürk Tarafından Kurulan İşletmeler
    Ülkenin nakit ihtiyacını karşılamak ve dış devletlerin paralarının bozulmasını sağlamak amacıyla Merkez bankasını kurmuştur. Akabinde sanayilerin ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisini üretmek amacıyla Elektrik İşleri Etüt idaresini kurumunu gerçekleştirmiştir. Ülkemizde yer altı kaynaklarının çıkartılması amacıyla Etibank ve Maden Tetkik Arama Enstitüsünü kurmuştur. Ülkemizdeki madenin madenin işlenmesi amacıyla ve sanayinin kalkınmasını sağlamak amacıyla sanayi Maddin Bankasını kurmuştur. Hakeza ülkede yardıma ihtiyaç duyan kimselerin geleceklerini kurmak ve korunmalarını sağlamak amacıyla sağlık ve sosyal yardım bakanlığını kurulmasına katkıda bulunmuştur. Ülkede eğitimi arttırmak amacıyla halk evlerinin kurulmasına katkı sağlamıştır. 

    Atatürk çok iyi bir lider olması hasebi ile parası bulunan kişilerin varlıklarını korumak amacıyla Sümerbank'ı kurmuştur. Ülkedeki kıtlığı yok etmek ve ihtiyaç duyulan şeker gıdasını sağlamak amacıyla Türkiye Şeker Fabrikasını kurmuştur. İş adamlarını bir araya getirerek ülkenin ihtiyaç duyduğu ürünlerin yapılmasını sağlamak amacıyla Uluslararası İzmir Fuarının Kurulması Atatürk döneminde gerçekleşmiştir. kişilerin paralarının garantili bir şekilde elde tutmak amacıyla Türkiye İş Bankasını kurarak şahısların servetlerinin artmasını sağlamıştır. Ülkenin tarım alanında gelişmesine katkı da bulunmak amacıyla Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüsünü kurmuştur. Milli birliğimizi sağlamak amacıyla Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun kurulmasını sağlamıştır. Bu dönemde halkın bilinçlenmesi amacıyla Ulus Gazetesinin kurulmasına ciddi anlamda katkıda bulunmuştur. 

    Atatürk Tarafından Kurulan Kurumların Memlekete Getirdiği Faydalar
    Mustafa Kemal Atatürk ileri görüşlü bir komutandı. Askerlik hizmetinden istifa etmesiyle birlikte sivil olarak ülkenin kalkınması amacıyla elinden gelen her şeyi yapmış bir liderdir. Yukarıda kurulan kurum ve kuruluşlar hakkında detaylıca bilgi vermiş durumdayım. Şayet yukarıda kurulan kurumlar incelendiği taktirde Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlü bir insan olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü hayatın her alanında yatırımlar gerçekleştirmiştir. Yaptığı bu yatırımlar sayesinde eğitim, ticaret, sosyal ve kültürel alanda bir çok işletme ve kurum kurularak ülkenin gelişmesini sağlamıştır. Ülkemizde]]> Atatürk Musul Sorunu https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-musul-sorunu.html Tue, 27 Nov 2018 16:01:25 +0000 Atatürk Musul Sorunu, Uzun yıllar boyunca masa başında kaybetmiş olduğumuz Musul şehitlerimizin kanları, annelerimizin göz yaşlarıyla geride bıraktığımız vatan toprağıdır. Musul Mondros Ateşkes antlaşmasının Osmanlı pa Atatürk Musul Sorunu, Uzun yıllar boyunca masa başında kaybetmiş olduğumuz Musul şehitlerimizin kanları, annelerimizin göz yaşlarıyla geride bıraktığımız vatan toprağıdır. Musul Mondros Ateşkes antlaşmasının Osmanlı padişahı tarafından imzalanması sonucunda Osmanlı devletinin elinde çıktı. Bu anlaşma öncesinde Musul Osmanlı devletinin himayesi altındaydı. Ancak Mondros Ateşkes antlaşması imzalandıktan dört gün sonra İngilizler tarafından Musul işgal edildi. Lozan barış görüşmelerinde gece yarılarına kadar yapılan görüşmelerde bir anlaşma sağlanamadı. İngilizler Musul'u bulunan petrol yataklarından dolayı bırakmak istemiyordu. TBMM'nin kurulmasıyla birlikte artık resmen TBMM ile anlaşma yapma gayreti içine giren Milletler Cemiyeti Musulu İngiliz mandasına bırakma çabası içerisindeydi. Türk halkı ise vatan toprağı olarak kabul ettiği Musul'u bırakma düşüncesi içerisinde değildi. Mondoros'un ağır şartlarını düzeltmek isteyen TBMM hükumeti Lozan Barış görüşmelerinden çıkararak diğer hükümleri düzenleme kararı aldı. Bunun temel nedeni ise anlaşmadan sonra 9 ay geçmesine rağmen Musul konusu nedeniyle Lozan Barış görüşmelerinin aksamasıydı. Bu nedenle Lozan'da Musul sorunu bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının çizilmesi ileri bir tarihe bırakılmak zorunda kalındı. 

    Atatürk Musul SorunuMusul Sorunu ve Şeyh Sait İsyanı

    Ülkemiz Musul'u vatan toprağı olarak kabul ettiğinden dolayı Musul'u bırakmama kararı almıştı. Musul'u vatan toprağına katabilmek amacıyla 1924'de başlayan Türk-İngiliz görüşmeleri sonuç alınamadı ancak hiçbir şekilde Musul'dan vazgeçilmedi. Bu dönemde ülke içerisinde iç ayaklanmalar ortaya çıktı. Bu iç isyanlarda Şeyh Sait İsyanı patlak verdi. Ülke yeni savaşların etkisinden kurtulmuştu ancak bu iç ayaklanma ülkenin otoritesini etkiledi. İngiltere'nin yoğun baskıları ve bu iç ayaklanmalardan dolayı Musul konusu oldukça zor bir hal aldı. İngilizler bulunan petrol rezervleri nedeniyle bölgeden hiç ama hiç ayrılmak istemiyordu. Bu hususla bir kısım görüşmeler daha gerçekleştirildi. Bu gelişmeler sonucunda konu çözüm bulması amacıyla Milletler Cemiyetine götürüldü. Ağırlıklı olarak o dönemde Milletler Cemiyeti İngiliz himayesi altındaydı. Bu nedenle Türkiye aleyhine karar verildi. Böyle adaletsizce bir karar veren Milletler Cemiyetinin kararı ve Lahey Adalet Divanının kararını ülkemiz kesin olarak ret etti. Akabinde Milletler Cemiyetinin tavsiyesi ve öneri ile İngilizler görüşmelere yeniden başlandı. 

    Atatürk Musul Sorunu ve Ankara Antlaşması

    İngilizler Musul bölgesindeki petrolden hiç vazgeçmedi ve sürekli olarak ülkemizin zor günlerinden faydalanarak Musulu ele geçirme gayreti içine girdi. Bir iç ayaklanma olan Şeyh Sait ayaklanması bastırılmasına rağmen ülkemiz bu arada yoğun şekilde güç kaybetti. Bu arada Irak sınırı henüz Musul'un akıbeti belli olmadığından dolayı çizilemedi. Ancak 5 Haziran 1926 yılında yoğun baskılardan kurtulamayan Türkiye devleti bir anlaşma metni ile karşı karşıya kalındı. Bu anlaşma metnine göre Musul, İngiliz mandası altında olan Irak'a bırakılacaktı. Irak, Musul'dan elde ettiği petrol gelirinin %10'luk gelirini 25 yıllığına Türkiye'ye verecekti. Bu anlaşma neticesinde Türkiye - Irak sınırı çizilmiş oldu.
    Atatürk ve Musul'un Kaybedilmesi Sonrası

    Misakı milli sınırları içerisinde bulunan vatan toprağı masa başında, bir kısım iç isyanlar neticesinde kaybedildi. Bu anlaşma sonrasında İngiliz mandası Irak üzerindeki petrol yataklarından sonuna kadar faydalandı. Kaybedilen vatan toprağı nedeniyle bir çok kişinin yüreği sızladı. Çünkü Musul şehitlerimizin kanıyla sulanmıştı ve Annelerimizin göz yaşlarını arkasında bırakmıştı. Hele de bu kadar çok savaş ve mübadeleye karşılık böylesi bir anlaşma vicdanları yaraladı. Ne var ki o dönem çıkan iç isyanla, halkın savaştan yorgun düşmesi, ülke içerisindeki yoklu]]> Atatürk Ve Trablusgarp Savaşı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-trablusgarp-savasi.html Wed, 28 Nov 2018 03:16:21 +0000 Atatürk ve Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak İstanbul Harp Akademisinde mezun olduktan sonra çeşitli bölgelerde görev yaptı. 13 eylül 1911 yılında Genel Kurmay Başkanlığı 1. Şube Atatürk ve Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak İstanbul Harp Akademisinde mezun olduktan sonra çeşitli bölgelerde görev yaptı. 13 eylül 1911 yılında Genel Kurmay Başkanlığı 1. Şubeye tayin edildi. Harbiye Nazırı Şevket Paşa, Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki üyesi olduğunu bildiği için, aktif bir görev vermedi. 

    Trablusgarp Osmanlı devletinin Kuzey Afrika'da kalan son toprak parçasıdır. Trablusgarp 1551 senesinde Osmanlı Kaptanı Derya Sinan Paşa tarafından uygulanan kuşatma ile Malta Şovelyelerinden ele geçirilmiştir.

    Trablusgarp Kuzey Afrika kıyılarında bu günkü Libya'nın başkenti olan şehirdir. Trablusgarp Savaşı, (1912) Dünya'da sanayi devriminin getirdiği hammadde ihtiyacının artmasıyla, yeni kaynaklar, yeni sömürü bölgeleri bulma gayreti neticesi ortaya çıkmış bir savaştır. İtalyan'lar Fransız ve İngilizler gibi sömürü elde etmek için arayışlar içindeydi. İtalyan'lar ilk önce Habeşistan'a saldırdılar başarılı olamadılar. 

    İtalya bölgesel olarak Akdeniz'in kuzeyinde, Trablusgarp ise güneyindedir. İtalya'ya yakınlığı nedeni ile İtalyan'lar gözlerini Osmanlı toprağı olan Trablusgarp'a dikmiştir. Saldırmak için bahane arayan İtalyan'lar; Traplusgarp'ın kendilerine çok yakın olduğunu İtalyan'ın doğal parçası olduğu gibi deli saçması bahaneler uydurdular. İtalyan'lar; İngiliz ve Fransız'lar ile gizli antlaşma yaparak bu savaşa karışmayacaklarını bildirdiler.Atatürk Ve Trablusgarp Savaşı

    Mustafa Kemal ve arkadaşları Genel Kurmay Başkanlığında durumun vahim olduğunu, İtalyan'ların Traplusgarp'a saldırmak üzere olduğunu söyleseler de son derece savunmasız olan Trablusgarp ve Bingazi sancağı saldırılara açık müstakil yerlerdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları Osmanlı devletinin buraları savunacak gücü olmadığını biliyordu. Fakat savaşlar sadece elde ki silahlar ile yapılmıyor. İyi bir örgütlenme de etkili bir silah gibiydi. 

    İtalyan'lar, Osmanlı devletinden Trablusgarp'ı kesin bir nota ile istediler ve ret cevabı aldılar. Gerek Balkanlar da gerekse başka bölgeler de baş gösteren savaş ve kaos nedeni ile Osmanlı hükümeti Trablusgarp'tan askerlerinin büyük bir bölümünü çekmiş ve az bir kuvvet bırakmıştı.

    Mustafa Kemal ve arkadaşları gönüllü olarak Trablusgarp'a gitmek istediklerini Genel Kurmay'a bildirdiler. Olumlu yanıt aldılar. Yapılacak şey belliydi. Yerli halktan gönüllü direnişçi bir ordu kurulacaktı. Direnişçi ordu kuruldu ve başarılı da oldu. Trablusgarp üç cepheye bölünmüştü, Mustafa Kemal Derne cephesi komutanıydı. İtalya bu savaşta başarılı olamamış, sadece kıyı şehri olan Traplusgarp kıyılarında kalmıştır. İtalyanlar başarısızlık üzerine Ege denizinde bulunan On iki adalara çıkartma yaptı. Fakat bir süre sonra oradan da def olup gideceklerdi.

    Traplusgarp savaşı, Mustafa Kemal'in teşkilatlanma ve kumandanlık yeteneğinde olan üstün başarısını gösterdiği ilk yer olma özelliği taşır. Trablusgarp'a gitmek için sahte pasaport ve gazeteci Mustafa Şerif sahte adıyla 15 ekim 1911'de hareket etmiştir. Yanında kendisi gibi gönüllü Yakup Cemil bey, Naci bey ve Hakkı bey'de vardı. Yolda paraları bitti merkezden 300 lira para istediler. Merkez para olmadığını bildirdi. Para için Enver Paşa ile irtibat kurmaları istendi. Mustafa Kemal'in kefil olduğu bir senet ile 200 İngiliz Lirası bulundu ve devam edildi. Mustafa Kemal yolda hastalandı ve 15 gün hasta yattı. Dünya tarihinde ilk savaş uçağı bu savaşta kullanıldı, aynı zamanda ilk uçakta bu savaşta düştü ve pilotu esir alındı.

    Derne'de çarpışmaların şiddetlendiği bir anda İtalyan uçağından atılan bombanın patlaması sonucu bir kireç taşı Mustafa Kemal'in sağ gözüne geldi ve yaralandı. Bir süre Kızılay çadırında tedavi olduktan sonra halkın örgütlenmesi için çeşitli görüşmeler de bulundular. Bu görüşmeler tehlike]]> Atatürk Siyasi Olaylar https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-siyasi-olaylar.html Wed, 28 Nov 2018 17:29:29 +0000 Atatürk Siyasi Olaylar; Cumhuriyetin ilanının ardından, Milli Mücadeleyi başlatan beş kişilik grubun, Mustafa Kemal dışında olan dört üyesi, muhalefete geçtikten sonra, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nı kurmuşlardır. 1925 Atatürk Siyasi Olaylar; Cumhuriyetin ilanının ardından, Milli Mücadeleyi başlatan beş kişilik grubun, Mustafa Kemal dışında olan dört üyesi, muhalefete geçtikten sonra, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nı kurmuşlardır. 1925 Mart ayında çıkan Genç Hadisesi olayı üzerine, sıkıyönetim ilan edilip, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır.

    1927 yılında kabul edilen Cumhuriyet Halk Fırkası Tüzüğü ile Atatürk partinin genel başkanı ilan edilmiştir ve milletvekili adaylarını seçme yetkisi, hayatı boyunca kendisine tanınmıştır. 15-20 Eki 1927 tarihleri arasında Ankara da toplanmış olan CHF ikinci kurultayında Kurtuluş Savaşı nı ve Cumhuriyet in kuruluş hikayesini anlatan Nutuk u okumuştur. Kurtuluş Savaşı nın Atstürk ün bakış açısıyla anlatımını içermekte olan Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti nin Milli Mücadeleyle alakalı resmi görüşünün esasını oluşturmuştur. 1927 senesinde askerlikten Mareşal rütbesiyle emekli olmuştur. 10 Nisan 1928 yılında yapılmış olan anayasa değişikliğiyle anayasadan devletin dininin İslam olduğu hükmü ile, TBMM nin görev ve yetkilerinden bahseden 26. maddeden, dini hükümlerin yerine getirilmesi maddesi çıkarılmıştır. Ayrıca, milletvekillerinin ve cumhurbaşkanının yeminlerinden vallahi kelimeside çıkarılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi nin 1931 senesindeki programında, laiklik partinin esas unsurlarından biri olarak belirtilmiştir.Atatürk Siyasi Olaylar

    12 Ağustos 1930 senesinde, İsmet Paşa nın hükümetine alternatifleri sunmak maksadıyla, çok partili demokratik hayata kavuşabilmek için, Gazi Mustafa Kemal Paşa nın yakın arkadaşı Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurup, kız kardeşi Makbule Hanım, çocukluk ve okul arkadaşı olan Nuri Conkeri de üye yaptırmıştır. Ancak 17 Kasım 1930 yılında, gericilerin partiyi kullanmaları korkusu ve partinin Mustafa Kemal i hedef almasından ötürü partiyi fesih etmiştir.
    Bu demokrasi denemesinden biraz önce, ordunun siyasete müdahale etmesinin demokrasiye kötü bir şekilde zarar verebileceğini düşünerek Askeri Ceza Kanununu meclistem geçirmiştir. Bu kanunun 148. maddesine Ordu mensubunun siyasi toplantılar ve gösterilerde bulunmasını, siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi amaçlarla telkinlerde bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve siyasi bir nutuk söylemesini yasaklanan hükmü koydurmuştur.
    29 Ekim 1933 senesinde, Atatürk Türkiye Cumhuriyeti nin onuncu kuruluş yıldönümü sebebiyle yaptığı konuşmada ülkenin kuruluş temelini ve gelecek pozisyonunu sade bir dille, tüm dünyaya ve Türk Milleti ne detaylıca anlatmıştır.
    ]]>
    Atatürk Ve Balkan Savaşları https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-balkan-savaslari.html Wed, 28 Nov 2018 18:46:32 +0000 Atatürk ve Balkan Savaşları, Olayların başlangıcı, Osmanlı Devleti o dönemde Trablusgarp savaşı ile uğraşırken, Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan ülkelerinin birleşerek Osmanlı devletine savaş ilan etmeleri ile Atatürk ve Balkan Savaşları, Olayların başlangıcı, Osmanlı Devleti o dönemde Trablusgarp savaşı ile uğraşırken, Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan ülkelerinin birleşerek Osmanlı devletine savaş ilan etmeleri ile başlamıştır. Bu dört Balkan ülkesinin Osmanlı Devletini cephe almalarının asıl sebebi, Balkanlardaki Makedonya ve Arnavutluk bölgelerinin Osmanlı Devleti hakimiyeti altında olması ve Balkan devletlerinin bu hakimiyeti ele geçirme isteğidir. 

    Birinci Balkan Savaşı (1912): 8 Ekim 1912 tarihinde Osmanlı Devletinin meşguliyetini fırsat bilen bu dört Balkan devleti, birleşerek Osmanlı'ya savaş başlatmışlardır. Atatürk komutasındaki Osmanlı Devleti, yanlış bölgede yoğunlaştıkları için bu savaşta önemli kayıplar vermiş ve çok fazla geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu başarısızlığın diğer sebepleri de, o dönemlerde ülkedeki parti sorunlarından doğan askeri çekişmeler, askerlerin silah, mühimmat ve yiyecek sıkıntısı içinde olması ve deneyimli askerlerin bölgeden terhis edilmesidir. Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ devleti Makedonya'yı tamamen işgal etmişler ve bu sırada Bulgaristan devleti de İstanbul'u tehdit etmeye başlamışlardır. Bu karışıklıktan faydalanan Arnavutluk ise bağımsızlığını ilan etmekte geç kalmamıştır. 

    Bu işgaller sonucunda Aralık 1912'de Balkan Yarımadası için yeni bir siyasi harita oluşturmak için Londra Konferansı toplanmıştır. Osmanlı Devleti ile Balkan Devletleri arasında uzlaşma sağlayan bu anlaşma Londra Anlaşması olarak bilinir. Böylece Midye-Enez çizgisi, Bulgaristan ile Osmanlı arasındaki sınır olarak kabul edildi ve bu sınırın batısındaki tüm Balkan toprakları kaydedildi. İmroz ve Bozcaada dışındaki tüm Ege adaları da Yunanistan'a verildi. 

    Atatürk Ve Balkan Savaşlarıİkinci Balkan Savaşı (1913): Birinci Balkan Savaşı ile istediği kadar toprak alamadığını öne süren Bulgaristan, 29 Haziran 1913'te Sırbistan ve Yunanistan'a saldırarak İkinci Balkan Savaşı'nı başlatmıştır. Bulgaristan, bu saldırıda yenilen taraf oldu. Çünkü Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ askeri birliklerinin yanı sıra, Romanya da bu savaşa karşılık vermiştir. Bu olayları fırsat bilen Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Osmanlı Devleti, Bulgaristan'a taarruz ederek 15 Temmuz 1913'te Keşan'ı, 17 Temmuz'da İpsala ve Enez'i, 18 Temmuz'da Uzunköprü'yü, 21 Temmuz'da Karaağaç ve Dimetoka'yı alarak Edirne'ye girmiştir. Savaş açacak gücü kalmayan Bulgaristan, barış isteği göndermiştir. Atatürk'ün amacına ulaşması ile 29 Eylül 1913 tarihinde Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında İstanbul Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre, Edirne yeniden Osmanlı Devleti'ne verildi, Dimetoka'da Osmanlı'da kaldı ve Meriç nehri de Bulgar-Osmanlı sınırı olarak kabul edildi. 
    ]]>
    Atatürk Ve Sadabat Paktı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-sadabat-pakti.html Thu, 29 Nov 2018 13:11:11 +0000 Atatürk ve Sadabat Paktı, Sadabat paktı, Atatürk için önem arz eden ve hayatının son yıllarında büyük çabalar göstererek başarıya ulaştığı anlaşmalardan biridir. Olayların başında, İtalya'nın Habeşistan'ı işgal et Atatürk ve Sadabat Paktı, Sadabat paktı, Atatürk için önem arz eden ve hayatının son yıllarında büyük çabalar göstererek başarıya ulaştığı anlaşmalardan biridir. Olayların başında, İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi gelmektedir. Böylece Doğu Akdeniz bölgesinde İtalyanlar tarafından bir tehdit oluşmuştur. Bu sıralarda Türkiye'de Dersim isyanları çıktığı için Doğu ve Güneydoğu sınırlarını koruma altına almak gerekmektedir. 

    İtalya'nın Doğu Akdeniz'e yayılmasını istemeyen Ortadoğu devletleri arasında 2 Ekim 1935 yılında bir anlaşma yapılması öne sürülmüştür. İran, Irak ve Türkiye arasında olması istenen bu anlaşmayı Atatürk desteklerken, aralarında sınır anlaşmazlığı bulunan İran ve Irak reddetmiştir. Fakat zamanla aradaki sınır anlaşmazlıkları ortadan kalkınca, her iki taraf da anlaşmaya sıcak bakmışlardır. Bunun en önemli sebebi de İtalya'nın gösterdiği sert tutumlar ve yayılma politikası olmuştur. 

    1937 yılında imzalanan işbirliği anlaşması, bundan sonraki zamanlarda Türkiye'nin Ortadoğu'da büyük faaliyetler göstermesinin de öncüsü olmuştur. Atatürk önderliğinde 7 Nisan 1937 tarihinde Mısır ile Dostluk Anlaşması imzalandı. Irak ile İran arasında devam eden sınır anlaşmazlıkları da Atatürk'ün büyük çabaları ile tamamen ortadan kalkmıştır. Afganistan'ın da bu anlaşmaya katılmak isteğini onaylayan Atatürk, bu dört ülkenin liderlerini 8 Temmuz 1937 günü Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda toplamıştır. İran, Irak, Türkiye ve Afganistan arasında Sadabat Paktı anlaşması imzalanmıştır. Böylece önemli tehditlere karşı birlik oluşmuştur. Atatürk'ü de çok memnun eden bu anlaşma 5 yıl süreli imzalanmıştır. 

    Atatürk Ve Sadabat PaktıSadabat paktı anlaşması ile,  İran, Irak, Türkiye ve Afganistan ülkeleri, şu sözleri vermişlerdir:
    • Bu dört ülke arasında anlaşmazlık olmayacağını, 
    • Her koşulda ve şartta anlaşmaya bağlı kalınarak dostluğun devam edeceğini, 
    • Birbirlerinin iç işlerine dahil olmayacaklarını ve asla karışmayacaklarını, 
    • Milletler Cemiyeti Paktı ve Briand-Kellog Paktı anlaşmalarına bağlı kalacaklarını, 
    • Bu dört ülke içinde herhangi iki ülkenin birbirine saldırıda bulunmayacağını, 
    • Sınırlar için bir anlaşmazlık olmayacağını ve birbirlerinin sınırlarını koruyacaklarını, 
    • Ortak çıkarlar söz konusu olduğunda, birbirleri ile görüşerek ortak hareket edecekleri ve aynı tarafta bulunacaklarını kabul etmişler ve imzalamışlardır. 
    ]]>
    Atatürk Ekonomi https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ekonomi.html Fri, 30 Nov 2018 01:46:59 +0000 Atatürk Ekonomi, Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan bu dönemde devlet, ekonomiye direk olarak etkilemeyecek bir yatırım yapmayacak, beraber özel sektörü yatırım yapmaya teşvik edecektir. Bu dönemde İzmir İktisat Kongresinde Atatürk Ekonomi, Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan bu dönemde devlet, ekonomiye direk olarak etkilemeyecek bir yatırım yapmayacak, beraber özel sektörü yatırım yapmaya teşvik edecektir. Bu dönemde İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlara uygun olarak politikalar izlenmeye başlamış ve uygulanmıştır. Bu dönemde devlet özel ve kendi bankalarını kurmuştur. Bankaların kurulma amacı sanayi ve ticari sektörünü finanse etmesidir. Kurulan bu bankalar Türkiye İş Bankası, Türkiye Sınai ve Maddin Bankası, Türkiye Sanayi Kredi Bankası ve Eytam Bankası, yeniden düzenlenmiş Ziraat Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası olarak kurulmuştur.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında dış ticarete önem verilmişlerdir. Bu durum de dış ticaretin açık vermesine yapılan ticari işlerin maddi bakımından kolay yürütülmesine olanak sağlamıştır. Ülkemize örnek rol model olması açısından yabancı bankaları kurmuştur

    Uygulanan ekonomi politikalarının bir diğeri ise Osmanlı’da geçerliliği olan vergilerin kaldırılmasıdır. Bunları telafi etmek için bazı tekellerin millileştirilmesine gitmiştir. Aşar vergisinin kaldırılmasından sonra çiftçilerin sermayesini biriktirmeye başladıktan sonra  yeni tarım ürünleri üretilmeye başlamıştır

    Atatürk Ekonomi

    Genel çerçeveden bakıldığında bu dönemde:

    • Milli görüşü ön planda
    • Özel sektörleri teşviki,
    • Ayrıcalıklar verilerek yabancı sermeye çekilmeler olmuştur,
    • Bankacılık alanında ki yenilikler, yapılmıştır.
    • Aşarın kaldırılması ve diğer politikalar uygulanmaya başlamıştır.

    ]]>
    Atatürk Ve Balkan Antantı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-balkan-antanti.html Fri, 30 Nov 2018 10:31:11 +0000 Atatürk ve Balkan Antantı, Türkiye Cumhuriyeti kesin olarak kurulmuş ve dünya devletleri arasında varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Dünya savaşlarının son bulması ve yapılan Mondros ile Lozan antlaşmalarından sonra Atatürk ve Balkan Antantı, Türkiye Cumhuriyeti kesin olarak kurulmuş ve dünya devletleri arasında varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Dünya savaşlarının son bulması ve yapılan Mondros ile Lozan antlaşmalarından sonra ülke savaş yıllarından kurtularak hızla kalkınma hareketine geçmiştir. Balkan Antantının kurulmasındaki temel neden Almanya da Nazi Partisinin iktidara gelmesi ve İtalyanın Akdeniz ve Balkanlar üzerinde genişleme çabasından kaynaklıdır. Almanlar sürekli olarak sömürge kaynaklarına ulaşma çabasında idiler. Bunun için Nazi partisi biçilmiş kaftandı zaten İtalyanlarda sömürgelerden nasiplenmemişti. Ancak ortaya çıkacak bir savaş ile istediklerine ulaşabileceklerdi. Bu durum balkanlarda bulunan ülkeleri rahatsız etmekteydi. Balkanların güvenliği dünyalar savaşının önüne geçmekte oldukça ehemmiyet arz etmektedir. 1. Dünya savaşı sonrasında barış ortamının oluşmasını kabullenmeyen devletler olan Almanya, İtalya ve Bulgaristan sürekli olarak bir revizyon içerisinde idi. Bu durum bir çok balkan ülkesini endişelendirmekteydi. Mustafa Kemal Atatürk balkanların güvenliği her şey den önemli olduğunu sık sık söylemekteydi. Zaten Atatürk'ün hayat felsefesinde "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözü yer almaktaydı. Bu hususla balkanlardaki güvenliği tam anlamıyla sağlamak amacıyla Türkiye'nin önderliğinde balkan ülkeleri ile sürekli olarak görüşmeler yapılarak bir kısım barış ve dostluk anlaşmaları imzalanmıştır. 

    Atatürk Ve Balkan AntantıBalkan Antantının İmzalanması 

    Yoğun Alman  baskısı ve İtalyanın sömürgelere ulaşma gayretini engellemek amacıyla Atina'da 9 Şubat 1934 yılında Yunanistan, Türkiye, Romanya ve Yugoslavya bir araya gelerek saldırmazlık ve toprak bütünlüğüne saygı içerikli bu anlaşma metnini imzaladılar. Atatürk bu anlaşma için artık Türk milletinin batılı devletlerin saldırılarına maruz kalmayacağı şeklinde görüşler beyan etmiştir. Bununla birlikte bu anlaşma metninin içeriğinde balkan devletleri birbirine saldırmayacaktı. Eğer bir devlet bu dört devletten birine saldırması halinde kesinlikle destek vererek saldırıyı püskürtmek amacıyla yardımlaşma söz konusu olacaktı. Balkan Antantının imzalanmasından rahatsız olan ülkeler yer almaktaydı. Almanya bu Antantı imzalanmasından huzursuz olmuştur. Ayrıca bu anlaşmaya balkanlarda bulunan Arnavutluk, İtalyan baskısından dolayı katılamamıştı. Bulgaristan ise Yunanistan ve Türk torakların da hak iddia etmesinden dolayı bu anlaşma metninin altına imza atmamıştır. Ancak Bulgaristan iyi niyet göstergesi olarak 31 Temmuz 1938 yılında Selanik'te bu anlaşma metnini imzalamıştır. Mustafa Kemal Atatürk bu dostluk, hakemlik, uzlaşma ve saldırmazlık anlaşması sayesinde uzun yıllar boyunca memleketin savaşa girmeyeceğini bilmekteydi. Ancak bu anlaşma II. Dünya savaşında yeni dengeler kurulmasından dolayı Balkan Antantı geçerliliğini yitirmiştir.
    ]]>
    Atatürkün Şahsi İlişkileri https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-sahsi-iliskileri.html Sat, 01 Dec 2018 09:18:32 +0000 Atatürk'ün Şahsi İlişkileri, Mustafa Kemal Atatürk çok küçük yaşlardan itibaren ikili ilişkilerine önem veren ileri görüşlü bir kimliğe sahipti. Bu hususla bir kimseyle konuştuğu zaman diksiyonu ve hitabenin kuvvetli olmas Atatürk'ün Şahsi İlişkileri, Mustafa Kemal Atatürk çok küçük yaşlardan itibaren ikili ilişkilerine önem veren ileri görüşlü bir kimliğe sahipti. Bu hususla bir kimseyle konuştuğu zaman diksiyonu ve hitabenin kuvvetli olması hasebi ile karşıdakine inandığı doğru değerleri aşılama kabiliyetine sahipti. Mustafa Kemalin şahsi ilişkileri araştırıldığında çok küçük yaşlardan itibaren aile ve vatanına bağlı olduğu anlaşılacaktır. Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik'te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım ve babası Alı Rıza Efendiydi. Mustafa Kemal şahsi ilişkilerini eğitim yıllarından itibaren iyi tutmuş bir özelliğe sahiptir. ilk öğretimini Mahalle Mektebi ve Şemsi Efendi okulunda gerçekleştirdiği, ortaokulunu Selanik Askeri Rüştiyesi ve Selanik Mülkiye Rüştiyesinde gerçekleştirdi. Lise öğrenimini ise Selanik Askeri idaresinde tamamladıktan sonra üniversite eğitimini Harp Akademisi ve Harp okulunda gerçekleştirmiştir. Atatürk'ün ikili ilişkilerde başarı almış olduğu askeri terbiyelerden gelmektedir. Bu askeri eğitimden dolayı yöneticilik kabiliyeti artmıştır. Eğitim görmüş olduğu okullarda öğretmenleri ile arası çok iyiydi. Bu sebeple Askeri Rüştiye'de eğitim 1893 yılında eğitim görürken öğretmeni tarafından kendisine Kemal ismi verilmiştir. 

    Atatürkün Şahsi İlişkileriAtatürk'ün Askeri Görevlerinde Şahsi İlişkileri

    Mustafa Kemal Atatürk ikili ilişkilerde çok iyi bir özelliğe sahipti. Bu nedenle Osmanlı döneminde bir çok kritik göreve Atatürk atanmıştır. Bu görevler vatan için ehemmiyetli olan Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı ve Trablusgarp Savaşı gibi kritik savaşlara komutan olarak atanmasını temelinde aslında Atatürk'ün iyi bir savaş komutanı ve iyi bir yönetici olmasından kaynaklıdır. Bir çok savaştan anlının akıyla çıkan Mustafa Kemal Atatürk bulunduğu konumlarda askeri takviyeler bulunmamasına rağmen halkı örgütleyerek vatanı müdafa etmeyi başarmıştır. 

    Kurtuluş Mücadelesi Dönemi Atatürk'ün Şahsi İlişkileri

    Osmanlının yıkılma döneminde artık Padişahın eli kolu bağlanmış vaziyettedir. O kadar çok köşeye padişah sıkışmıştı ki Mondros Ateşkes anlaşması gibi katı bir anlaşmanın altına imza atmıştı. Artık bu duruma dur diyecek vatanı bulunduğu konumdan kurtarmaya vesile olacak bir kurtarıcıya ihtiyaç bulunmaktaydı. Bu dönemde halkı örgütleme özelliğine sahip ve askeriyenin içerisinde gelen bir lidere ihtiyaç bulunmaktaydı. Mustafa Kemal Atatürk şahsi ilişkileri ile askeri kendisine bağlamasını sağlamıştır. Yapmış olduğu kongreler ile halk örgütlenerek vatanın düşmüş olduğu buhrandan kurtarılmıştır. Bu olaylar gerçekleşirken Atatürk'ün şahsi ilişkileri ve yöneticiliği ile vatan bulunduğu sıkıntıdan kurtulmuştur.
    ]]>
    Atatürkün İlgi Alanları https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-ilgi-alanlari.html Sat, 01 Dec 2018 10:39:31 +0000 Atatürkün ilgi alanları, Varoluşuyla şuan olduğumuz kişi olma yolunda ilerleyişimizde çok önemli bir yere sahip olan insanın, Atatürk'ün ilgi alanlarında  bahsedeceğiz. Çok yönlü ve bu çok yönlülüğünü kullanıp birço Atatürkün ilgi alanları, Varoluşuyla şuan olduğumuz kişi olma yolunda ilerleyişimizde çok önemli bir yere sahip olan insanın, Atatürk'ün ilgi alanlarında  bahsedeceğiz. Çok yönlü ve bu çok yönlülüğünü kullanıp birçok alana yönelen Atatürk'ün ilgi alanlarının az olduğunu söyleyemeyeceğim doğal olarak. Haydi o zaman şimdi bu çok şey başaran çok ilgi alanlı insanın hobileri ve yapmaktan zevk aldığı şeyleri biraz inceleyelim

    Atatürk'ün ilgi alanları:

    Müzik dinlemek: Atatürk bir çok türde müzik dinlemeyi severdi ve müziğin her dalıyla ilgilenirdi ama en çok Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği sanatçılarını sevmiştir. sevdiği birkaç şarkı; Söyle Ruhum Sevdan Beni Kaç Yıl Yıkacak, Benim Tatlı Esmerim, Beyoğlu'ndan Geçerken ve Gönlüme Ayrılık Acısı Çöktü şeklindedir. 

    Kitap okumak: Bir yaverinin de dediği gibi Atatürk zengin bir kitaplığa sahipti ve elinden tarih kitaplarını düşürmezdi. Hatta bir keresinde bir politikacının diğer meselelerle ilgilenmek yerine tarih kitapları okuduğunu düşündüğü için Atatürk'e "Samsuna kitap okuyarak mı çıktın" demesiyle Atatürk şöyle der: "Ben küçükken fakirdim. İki kuruş elime geçince bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiç birini yapamazdım."

    Atatürkün İlgi AlanlarıDans etmek: Mustafa Kemal ve Kemal Bulca Fransızcalarını geliştirmek için bir salona gidiyordu. Fırsattan istifade Mustafa Kemal batı danslarını kısa sürede öğrendi. Yani Atatürk zeybek gibi danslarımızı bildiği gibi batı danslarına da ilgi duymuştu.
    Ata binmek: Atatürk'ün iki atı vardı. En çok sevdiği atın adı Sakarya'dır ve muharebe yıllarında bindiğinin adı ise Çankaya'dır. Kendisi hayvanları ve hayvanlarla ilgilenmeyi sevdiği gibi ata binmeyi de çok severdi.

    Spor yapmak: Özellikle yüzmeyi çok seven Atatürk sporla ilgili bir çok güzel söz söylemiştir. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur ile Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim Atatürk'ün sporla ilgili söylediği sözlerden ikisidir.

    Doğa: Atatürk doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliğine gider ve modern tarıma geçiş amacıyla yürütülen çalışmalar bizzat katılırdı. Atatürk'ün doğa sevgisiyle alakalı bir anısı şöyledir: Atatürk bir gün fazla büyümesi ve evi tehdit ettiği için bir ağacın kesileceğini duyar. Ancak ağacın korunmasını söyler ve evin yerinin değiştirilmesi talimatını verir ve koca ev kızakla üzerinde yer değiştirir. Böylece hem ev kurtulur hem de ağaç.
    ]]>
    Atatürk Milletler Cemiyeti https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-milletler-cemiyeti.html Sun, 02 Dec 2018 07:34:24 +0000 Atatürk Milletler Cemiyeti, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile düşman denize dökülmüş, Türkler yine bir destan yazmış ve Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır. Yeni Türk ordusunun gücü işgalci devletlere gösterilmiş
    Atatürk Milletler Cemiyeti, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile düşman denize dökülmüş, Türkler yine bir destan yazmış ve Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır. Yeni Türk ordusunun gücü işgalci devletlere gösterilmiş, işgalci devletlerin askeri masrafları ve asker kayıpları yanına kalmıştır. Kurtuluş Savaşı (milli mücadele 1919-1922) çok cepheli askeri ve siyasi bir harekettir. Mustafa Kemal'in liderliğini yaptığı genç Türkiye Cumhuriyeti ayakları üzerinde durmayı başlamıştır. Mustafa Kemal'in "Yurtta Sulh Cihanda Sulh sözü" yeni Türkiye Cumhuriyeti için ilke olmuş ve Dünya üzerinde yeniden savaşların yaşanmaması için oluşturulan Milletler Cemiyeti'ne Türkiye davet edilmiştir.

    23 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan antlaşması ile Kurtuluş Savaşı resmen sona erdikten sonra, savaşta elde edilen başarı ve yapılan reformlar ile genç Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş bir yapıya kavuşması, Millitler Cemiyetine üye olan diğer ülkelerin dikkatini çekmiştir. Türkiye barışçı ve yapıcı tutumu ile aranan ve istenen bir ülke konumuna ulaşmış, bir çok Dünya ülkesi ile dosluk ve ticaret anlaşmalar ile sosyal ve kültürel anlaşmalar imzalanmıştır.

    Milletler Cemiyeti (Cemiyeti Akvam) Atatürk'ün kazandığı bir diplomasi zaferidir. 1925 yılında ki Şeyh Sait isyanının bastırılması aşamasında isyancılar o zaman bir kısmı İran, bir kısmı Türk sınırları arasında kalan Ağrı dağı'na kaçtılar. Hatta burada Ağrı Kürt Cumhuriyetini bile kurduklarını duyurdular. Sözde kurulan bu oluşumun Milletler Cemiyetince tanınması için İngiltere'yi aracı etmek istediler.
     
    Durum değerlendirmesi yapan Atatürk ve arkadaşları bunun kabul edilemez olduğunu bildirdiler ve o zaman ki Sovyet Rusya ile anlaşarak terör gruplarını yakalamak için ortak operasyonlar düzenlendi. Bu arada Atatürk öncülüğünde kurulan Türk Hükümeti İran ile de antlaşmalar yapılarak, Ağrı dağı tamamen Türk sınırları içine alındı. Sovyet Rusya ve Türkiye Cumhuriyeti ilişkileri oldukça iyi duruma gelmişti. Fakat bu durum İngiliz ve diğer Rus düşmanı ülkelerin işine gelmiyordu. Kurulacak bir Ermeni Kürt devletinin Türkiye Sovyet Rusya ilişkilerini daha da iyileştireceğini gören Milletler Cemiyeti üyeleri Türkiye'yi Milletler Cemiyetine üye yaparlarsa Sovyet Rusya'dan uzaklaştırabileceklerini düşündüler.

    Milletler Cemiyetinin çalışma prensibine göre üye olmak isteyen ülkelerin davet edilmesi diye bir durum söz konusu olmuyor. Üye olmak isteyen ülke kendisinin başvurması gerekiyordu. İngiliz ve diğer işbirlikçiler Türkiye'nin Milletler Cemiyetine başvurulması için algı oluşturmaya başladılar. Üye olunması gerektiğine ilişkin Atatürk'e bilgiler verildi. Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri İngiliz Sir Drummond Türk dışişleri bakanı Aras'ı Cemiyete davet etti. Üye olunması için ülkelerin kendisinin başvurması gerektiğini bildirdi. Atatürk; kendilerinin başvurmalarının söz konusu olmadığını, Milletler Cemiyetinden davet gelir ise değerlendireceğini söyledi.Atatürk Milletler Cemiyeti

    Bu durumun Dışileri Bakanı Arar tarafından Milletler Cemiyetine bildirilmesi istendi. Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri etraflıca görüştüğü üyelere; Türkiye'nin Sovyet Rusya'dan uzaklaşması için Milletler Cemiyetine üye olmasının şart olduğunu fakat Cemiyet yasalarının başvuruda bulunmayan ülke üyeliğini kabul etmediğini bunun özel bir durum olduğunu söyleyerek Milletler Cemiyet Genel Kurulu tek gündem maddesi olan "Türkiye Cumhuriyeti'nin Milletler Cemiyeti'ne Üye olma biçimi" görüşülmek için toplandı.
    29 ülke delege kurullarının davet bildirisi; "Bir ülkenin Cemiyeti Akvam'a üye olabilmesi için sözleşmenin birinci maddesinde göz önünde bulundurulan genel koşulları Türkiye Cumhuriyeti yerine getirmiştir. Üye olması için davet edilmeye ve değerli işbirliğinden yararlanılması için davet edilmesini teklif edi]]> Atatürk Ve Yıldırım Ordular Grubu https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-yildirim-ordular-grubu.html Mon, 03 Dec 2018 06:39:37 +0000 Atatürk Ve Yıldırım Ordular Grubu, 14 Şubat 1917 tarihinde kol ordu ve 2 ordu komutanlıkları arasında Atatürk'ü savunmak üzere Hicazı ordu komutanlıkları yetkisiyle oraya gidecek birliklerin başına yollamışlardı. Durumu gö Atatürk Ve Yıldırım Ordular Grubu, 14 Şubat 1917 tarihinde kol ordu ve 2 ordu komutanlıkları arasında Atatürk'ü savunmak üzere Hicazı ordu komutanlıkları yetkisiyle oraya gidecek birliklerin başına yollamışlardı. Durumu gözden geçirmek üzere Şama gitti. Ona göre çöllerin içinden geçip demir yollarını aşıp Medine'ye doğru gitmek bütün yolları savunmaya kalkışmak yanlıştı. Hicaz kuvvetlerini geriye çekerek Filistin cephesini ortaya çıkarmaktı kendince doğru olan. Başta Atatürk' ün uyarılarını başkomutanlar ve ordu komutanlığı kabul etti. Ancak Peygamber efendimizin kabri Medine de olduğundan dolayı orayı bırakmak düşüncesi İstanbul'u alt üst etti.Mısır dan Çölü aşarak Kudüs'e doğru yürüyen İngilizler Bağdat'ı almak için Irak'a asker çıkarmışlardı. Bağdat'ı almışlardı. Osmanlı başkomutanlığı ise Bağdat'ı geri alma düşüncesine kapıldı. Alman ordularına başkomutanlık eden bir generali de Osmanlı mareşali rütbesi ile Yıldırım Ordular Komutanlığına tayin etti. Fakat Mustafa Kemal bu planın yani düşüncenin faydalı olmayacağı konusunda ısrarlıydı. Bu grup içerisinde Halep taraflarında kurulmak istenen 7. ordu komutanlığını da kendisine teklif ettikleri zaman yaveri Başkomutanlığın telgrafını sevinerek götürdü. 

    Daha uykudaydı, yatağından doğrularak sordu;
           
    -Bu telgraf seni çok mu sevindirdi
    -Ne yalan söyleyeyim çok sevindirdi
    -Boşuna sevinme dedi. Bu teklifi senin düşündüğün neden için kabul etmeyeceğim sadece Alman komutanın bağdata girişeceği kanlı saldırıyı durdurmak için kabul edeceğim. Çünkü bu saldırıyı hangi amaçla yaptığını çok iyi biliyorum. Dedi.Atatürk Ve Yıldırım Ordular Grubu

    Gerçekten İngilizler Almanlara karşı Avrupa cephesinde daha ağır basıyorlardı. Bir süre sonra Alman komutanı Bağdat'ı alma düşüncesinin olanaksız olduğunu fark edince kuvvetlerini İngilizleri Filistin'den çıkarmak için kullandı. Atatürk artık Türk kuvvetlerinin hiç bir şey için harcanmaması düşüncesindeydi. Hareket başarılı olmayacak fakat binlerce Türkün kanı dökülecekti. Ama bu Alman generalinin umurunda bile değildi. Amacı Türklere karşı daha çok düşman çekip görevini yerine getirmekti. 
    ]]>
    Atatürkün Öğrenim Hayatı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-ogrenim-hayati.html Mon, 03 Dec 2018 15:37:30 +0000 Atatürkün Öğrenim Hayatı, Küçük Mustafa 1887 yılında Haziran ayında başladığı ilk öğrenim hayatına bir süreliğine annesi Zübeyde hanımın isteğine uyarak Hafız Mehmet Efendinin mahalle mektebinde devam etmiştir. Daha Atatürkün Öğrenim Hayatı, Küçük Mustafa 1887 yılında Haziran ayında başladığı ilk öğrenim hayatına bir süreliğine annesi Zübeyde hanımın isteğine uyarak Hafız Mehmet Efendinin mahalle mektebinde devam etmiştir. Daha sonra çok geçmeden babası Ali Rıza Efendinin arzusu üzerine Selanik'te çağdaş eğitim yapmakta olan Şemsi Efendi Mektebine geçmiştir. Burada ilkokulunu bitiren küçük Mustafa Şemsi Efendi teni öğrencisinin zeka ve yeteneklerini takdir etmesinden dolayı Mustafayı kendi okulunda okumasından son derece memnun olmuştur. Küçük Mustafa bu okulda okumakta iken babası Ali Rıza Efendi ölmüştür. Babasının ölümü üzerine Zübeyde Hanım üç çocuğuyla bir süre Selanik yakınlarında bulunan Lankaza da yer alan Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi erkek kardeşi Hüseyin Efendinin yanına yerleşmiştir. Çiftlik hayatı sebebi ile küçük Mustafa'nın öğrenim hayatı ister istemez bir süre aksamaktadır. Ancak çok zaman geçmeden Selaniğe dönen Küçük Mustafa halasının yanında bırakmış olduğu yerden öğrenim hayatına devam etmiştir. Şemsi Efendi okulundan bir süre sonra Küçük Mustafa Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne devama etmiş olsa da Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisini hiç suçu yokken haksız yere sopayla vurması üzerine küçük Mustafa bu okuldan ayrılmıştır. 1894 senesinin Ağustos ve Temmuz aylarında kendi verdiği kararla Askeri Rüştiyeye müracaat ederek öğrenim hayatına burada devam etmiştir. Küçük Mustafa yaz aylarında dayısı Hüseyin efendinin yanına gelerek okullar açılana kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa yeni okulunu gerçekten de çok sevmişti arkadaşları içinde üstün yetenekleri ve zekası ile kısa bir zaman içinde kendisini gösteren  Mustafa öğretmelerinin sevgisini kazanmıştır. Öğretmenleri nerede ise kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.

    Bu okulda matematik öğretmenliğini yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi genç öğrencisi olan Mustafa'nın zekası ve yetenekleri karşısında sınıfta bulunan diğer Mustafalar ile aralarındaki farklılığı belirtmek için öğrencisinin isminin sonuna ''Kemal'' adını koymuştur. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştur. Daha sonra Mustafa Kemal Selanik Askeri Rüştiye okulunu bitirdikten sonra 13 Mart 1896 yılında Manastır Askeri İdadisine girmiştir. Bu okulda Ömer Naci ile arkadaşlık yapmıştır. İleri ki zamanlarda ünlü bir hatip olarak tanınacak olan bu kişi Mustafa Kemal'in edebiyat ve hitabet sevgisi için oldukça önemli bir rol oynamıştır. Mustafa Kemalin yakın arkadaşlarından biri olacak Ali Fethi Okyar da bu okulda öğrencilik yapmakta idi. Genç Mustafa Kemal askeri öğrenim hayatının yanı sıra yabancı dil öğrenimini de ihmal etmezdi. Yaz aylarında izinli olarak Selaniğe döndüğünde de Fransızca dersleri almakta idi. Manastır Askeri İdadisini de başarı ile bitiren Mustafa Kemal 13 Mart 1833 tarihinde ise İstanbul'da bulunan Harp Okuluna girmiştir. Tam üç sene süren başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra Mustafa Kemal 10 Şubat 1902 yılında bu okulu Teğmen rütbesi alarak bitirmiştir. Daha sonra öğrenim hayatını Harp Akademisinde sürdürmüştür. 1903 senesinde ise Üsteğmen olmuştur. Mustafa Kemal 11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile Harp Akademisinden mezun olmuştur. Atatürkün Öğrenim Hayatı  

    Mustafa Kemal Harp Okulu ve Harp Akademisinde yetenekleri, zekası ve üstün kişiliğiyle kendisini hocalarına ve arkadaşlarına tanıtmış onların saygısını ve içten sevgilerini kazanmıştır. Askerlik derslerine olan ilgisinin yanı sıra güzel söz söylemeye, edebiyat ve matematiğe de karşı eğilimi ve oldukça fazla merakı vardı. Mustafa Kemal Harbiye ve Harp Akademisinde iken millet ve memleket davalarıyla ilgilenmesi düşünce ve fikirlerini cesaretle ifade etmekten hiç çekinmemesi nedeni ile İnkılapçı ve aydın bir subay olarak tanınmıştır. İçinde yaşadığı devir istibdat idaresiydi ve bu davranışları ona katkı sağlayabilirdi. Ancak etrafındaki insanlar tarafından gerçekten oldukça fazla sevilmesi ve düşüncelerinde samim]]> Atatürk Hakkında Bilinmeyenler https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-hakkinda-bilinmeyenler.html Tue, 04 Dec 2018 10:35:48 +0000 Atatürk Hakkında Bilinmeyenler, Yüce Türk Ulusunun efsane lideri Mustafa Kemal Atatürk, liderliği ve yüksek hayat görüşü ile ülkesine, halkına ve ordusuna ilham kaynağı olmuştur. İnsani erdemlerin en önemlisi olan özg Atatürk Hakkında Bilinmeyenler, Yüce Türk Ulusunun efsane lideri Mustafa Kemal Atatürk, liderliği ve yüksek hayat görüşü ile ülkesine, halkına ve ordusuna ilham kaynağı olmuştur. İnsani erdemlerin en önemlisi olan özgürlük, Atatürk önderliğinde Türk halkına kazandırılmış, ayrıca birçok Dünya bölgesine de ilham kaynağı olmuştur. Çok yönlü düşünebilme kabiliyeti, aydın kişiliği ile pozitif bilimlere ağırlık vermiş; ezilmiş, horlanmış, yıpranmış, yorulmuş bir millete risk alarak lider olmuştur. İşgal güçleri ve din tacirleri tarafından hakkında sürekli mahkumiyet kararları verildiği halde yılmamış, yanılmamış, bildiği doğruları uygulamış, risk almış ve yüksek karakterli toplumlara layık demokratik özgür Türkiye Cumhuriyetinin temelini atmıştır.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, soyadı kanunun çıkması ile birlikte kendisine çeşitli soyadlar önerildi, çoğunluk 'Ata' soyadının uygunluğundan bahsediyordu. Mustafa Kemal ise bundan pek memnun değildi. Türk Dil Kurumu başkanının bir konuşmasında 'Atatürk' diye hitap etmesi üzerine Atatürk kelimesi kendisine soyad olarak verildi. Düzenlenen kanun ile başka kimse bu soyadı kullanamadı. 1,74 boyunda 76 kg ağırlığında idi. Hastalığın son safhasında günlük kaç paket içtiğini soran Dr. Fsinger'e 8 paket demişti. Doktorda iki pakete indirmesi gerektiğini söyledi. Atatürk zaten iki paket içiyorum, bundan sonra senin izninle içeceğim diyerek kıvrak zekasını ortaya koymuştur.

    Atatürk kitap okumayı çok severdi, her zaman baş ucunda bir kitap bulunurdu. Bu kitaplardan en önemlisi Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu romanı idi. Kitap için özel zamanı fazla olmazdı. Fırsat buldukça kitabın herhangi bir yerinden açar ve birkaç sayfa okurdu. Mustafa Kemal'in en büyük hayali Dünya turuna çıkmaktı, fakat olmadı. Vefatıyla Dünya onu ziyarete geldi.

    Mustafa Kemal öğrenim hayatı boyunca en başarılı olduğu ders matematikti, zaten asıl ismi Mustafa iken Kemal ismi, kendisini çok seven matematik öğretmeni Mustafa Bey tarafından verilmiş ve kendisine köstekli saat hediye etmiştir. Bu köstekli saat Kurtuluş Savaşı yıllarında kendisine sıkılan bir kurşunu engellemiş ve Atatürk'ün hayatını kurtarmıştır.

    Çarşafın kaldırıldığı yıllarda; çarşafla gördüğü hanımefendiye hitaben; Benim hatırım için çarşafı çıkarır mısın dedi, hanımefendi çarşafı çıkartarak Atatürk'ün elini öptü. Bir halk toplantısında gazete kağıdına sardığı tütünü için kişi elini yaktığında küfürlü konuştu. Avukatları bu kişiye mahkemeye verdi. Atatürk'te mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara yapın diye milletvekillerini uyardı. Bir keresinde milletvekilleri ile trene bindiğinde kondüktör milletvekillerinden para olmadı, Mustafa Kemal nedenini sorduğunda milletvekillerinden alınmadığını söylediler. Atatürk "Ne de güzel halkçılık" diyerek milletvekillerine sitem etti.

    Emeğe saygı duyardı, emek harcayan hayvan bile olsa... Mustafa Kemal hayvanları çok severdi, özellikle atların onun için ayrı bir anlamı vardı, savaşların kazanılmasında atların payının çok büyük olduğunu anlatırdı.  Çankaya köşkünde bir resepsiyon sırasında bir at ve yavrusunu resepsiyona getirtmiştir. Bu durum biraz yadırgansa da düşünüldüğünde anlamı çok büyüktür. Atatürk'ün Foks isminde bir de köpeği vardı, sarı golden cinsi köpek oldukça sevimli ve sadık idi, Atatürk'ün ayak ucunda yatardı.Atatürk Hakkında Bilinmeyenler

    Atatürk her hareketi ile milletine örnek olmuş bir liderdir. "Sağlam kafa Sağlam vücutta bulunur." sözü Türk gençliğine öğüt vermiş, sporun önemini anlatmıştır. Kendisi yüzmeyi, ata binmeyi ve bilardo oynamayı çok severdi. Kendisine yağcılık yapanlara kızardı, bir seferinde kendisine gereksiz iltifat eden Abdülhak Hamit'i uyardı. Hükumet üyeleri ile arkadaş gibiydi, en son yılbaşı gecesinde (1937 -1938) dolabındaki bazı takım elbiseleri Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'a ver]]> Atatürk Erken Dönem https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-erken-donem.html Wed, 05 Dec 2018 07:17:58 +0000 Atatürk Erken Dönem, Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik'te doğduktan kısa süre sonra babası Ali Rıza Efendiyi kaybetti. Çocukluğu dayısının tarlalarında, ürünlere zarar veren kargaları kovalamakla geçti. 1895 yılında Atatürk Erken Dönem, Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik'te doğduktan kısa süre sonra babası Ali Rıza Efendiyi kaybetti. Çocukluğu dayısının tarlalarında, ürünlere zarar veren kargaları kovalamakla geçti. 1895 yılında 14 yaşına geldiğinde halen Makedonya topraklarında bulunan Manastır Askeri İdadi'sine girdi. (Manastır şehrin adı, idadi lise demek) Mustafa Kemal'in Sosyal ve Siyasi görüşlerinin şekillenmesinde bu lisenin çok etkileri olmuştur. 

    Fransız ihtilalinin etkisi ile ortaya çıkan milliyetçilik akımının önlenemez yükselişi bu yıllarda halen devam etmektedir. Kendisi bir Türk milliyetçisi olan Atatürk, okuduğu okula yakın olan Fransız bölgesinin etkisi ile kendini daha haklı ve daha güçlü hissetmeye başladı. Öyle ya Osmanlı asırlardan beri yurt bildiği topraklardan atılmak isteniyor bu durum Atatürk'ü çok üzüyordu. Balkanlar da bulunan azınlıklar bölgeyi Osmanlı'dan ayırmak için milliyetçilik ideolojisini kullanıyor ve isyan çıkartıyorlardı. Özellikle Yunan, Bulgar ve Sırplar bölgede bulunan Türk'lere karşı sürekli çete hareketleri ile saldırı düzenliyor ve acımasızca katliamlara imza atıyorlardı. Ortaya çıkan tabloya göre Osmanlı İmparatorluğu bir çöküş içinde görünüyordu.

    Mustafa Kemal ve arkadaşları, ortaya çıkan milliyetçilik akımını, Osmanlı topraklarının nasıl bir arada tutmak için kullanabileceklerini düşünmeye başladılar. Bu arada arkadaşları ile insan hakları, demokrasi ve eşitlik kavramlarını tartışıyor, siyasi yönden kendini güçlendiriyordu. Çalkantılı bir dönemde askeri liseyi 1899 yılında bitirdikten sonra kendini bir cenderenin içinde bulacağını biliyordu. Subaylığın zorluğunu bilen annesi Zübeyde Hanım biricik Mustafa'sının subay olup, gurbet gurbet dolaşarak kendisine hasret çektireceğini bildiği için harp akademisine girmesini istemiyordu. Buna rağmen Mustafa Kemal İstanbul'da bulunan Harp Akademisine girdi ve 13 Mart 1899 yılında Teğmen olarak, 1902 yılında kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.Atatürk Erken Dönem

    Mustafa Kemal ve arkadaşlarını mezuniyet sonrası Genel Kurmaya çağırırlar. Genç subaylara Selanik ve Edirne'de bulunan birliklere gönderilmelerine karar verilir, fakat kendi aralarında anlaşırlar ise buna lüzum kalmayacağı söylendi. Mustafa Kemal ve arkadaşları birbirlerine tutkundu aralarında anlaştılar ve kuraya gerek kalmadı. Bu durum yetkililer tarafından şüpheli bulundu ve Mustafa Kemal staj yapmak üzere Hayfa'da bulunan 30. süvari alayına gönderildi. Bu dönem erken subaylı dönemidir.

    Akademik yılları boyunca siyasi görüşlerini pekiştirdi ve ülke sorunları ile daha fazla ilgilenmeye başladı. Harp akademisinde okurken derslerinden arta kalan zamanlarında arkadaşları ile bir araya gelerek ülke sorunlarını konuşurlardı. Hatta ülkenin içinde bulunduğu durumun tüm öğrenciler tarafından öğrenilmesi için bir gazete bile çıkarmışlardır. Gazete yazıları genel olarak Mustafa Kemal'in fikirlerini oluşturuyordu.

    Osmanlı İmparatorluğunun çöküş zamanları Mustafa Kemal'in genlik zamanlarına denk gelir. Bu nedenle Mustafa Kemal gençlik zamanının neredeyse tamamını, askeri okullar okuyarak, askeri eğitimler alarak ve ülke sorunlarını hakkında çözüm  için uğraş vererek geçirmiştir.

    Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak 11 Ocak 1905 yılında mezun olan Mustafa Kemal, askeri ve siyasi savaşlarla geçecek zorlu bir hayata atılmak üzere ilk görev yeri olarak Şam'da bulunan Alman danışman Otto Liman Von Sanders'in komutanı olduğu 5. Ordu emrine verildi.
    ]]>
    Atatürk Ve Askeriye https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-askeriye.html Wed, 05 Dec 2018 17:14:10 +0000 Atatürk ve Askeriye, Atatürk yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında küllerinden dirilttiği Türkiye Cumhuriyetinin eşsiz bir lideridir. Şüphesiz asker kişiliğinin başarılı olmasında payı çok büyüktür. Fakat ileri Atatürk ve Askeriye, Atatürk yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında küllerinden dirilttiği Türkiye Cumhuriyetinin eşsiz bir lideridir. Şüphesiz asker kişiliğinin başarılı olmasında payı çok büyüktür. Fakat ileri görüşlülüğü ve cesareti ile tam bir kahramandır. Atatürk'ün asker olması, içinde bulunduğu konjonktür zaman dilimi ile ilgilidir. Yıkılmakta olan bir imparatorluğun son zamanlarında en kariyerli meslek sahipleri üniformalı subaylardı. Tabi ki subay olmak kolay değildi. Okuma isteğinin olması, aydın olmak ve kafası çalışan bir öğrenci olmak gerekiyordu. Çok fazla meslek grubunun olmadığı bu yıllarda halkın nazarında subaylığın yeri en tepedeydi.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bugün Makedonya'nın güney batısında bulunun Manastır şehrinde ilk askeri idadi (lise) eğitimine başladı. (1896-1899) Liseden sonra İstanbul harp akademisine girdi ve 1902 senesinde Teğmen olarak mezun oldu. Harp akademisinde bir süre kurmay olarak görev yaptıktan sonra 1905 yılında Yüzbaşı olarak Akademiden ayrıldı. 

    Şam'da bulunan 5. ordunun emrinde 1905-1907 yılları arasında görev yaptıktan sonra kıdemli yüzbaşı (kolağası) olarak Manastır'da bulunan 3. ordunun emrine verildi. Buradan da 19 nisan 1909 senesinde ayaklanmaları bastırmak üzere İstanbul'a giren hareket ordusuna kurmay başkanlığı yaptı. 

    Picardiye Manevraları'na katılmak üzere 1910 yılında Fransa'ya gönderilen Atatürk, 1911 yılında yurda dönerek Genel Kurmay Başkanlığında çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyan'lara karşı Tobruk (Libya'da tarihi liman kenti) zaferini kazandı, 1912 yılında Derne (Libya'da tarihi bir kent) komutanı oldu. Balkan savaşları ile birlikte Bolayır ve Gelibolu'da ki birlikler de görev yaptı.

    Atatürk Sofya ataşeliğine 1913 yılında atandıktan sonra 1914 yılında yarbay rütbesine terfi etti. Osmanlı imparatorluğunun birinci Dünya Savaşına girmesi üzerine Tekirdağ'da bulunan 19. Tümende görevlendirildi.

    Çanakkale savaşları Mustafa Kemal'in askerlik hayatının dönüm noktasıdır. Çanakkale bir ulusun olmak yada olmamak sözünün anlatıldığı bir destandır. Savaş gemileri ile geçemeyeceğini anlayan İngilizlerin sömürüsü olan Anzak birlikleri, takviye birlikleri ile Arıburnu ve Conkbayırı'nda durdurulmuştur. Modern silahlar ile yapılan tarihin gördüğü en yakın savaş hattı ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal önderliğinde çılgın Türkler yine bir tarih yazıyordu. Düşmanın bastığı yerler düşmana mezar olmuştur. (25 nisan 1915) Çanakkale'de gösterdiği başarıdan dolayı Mustafa Kemal albay rütbesine terfi ettirildi.Atatürk Ve Askeriye

    1915 yılının ağustos aylarında düşman aynı bölgelerde yine çıkartma yapmak istemiş, fakat Mustafa Kemal ve ordusunun gazabına uğramıştır. 9-10 ağustos'ta Anafartalar'da, 17 Ağustos'ta Kireçtepe'de, 21 Ağustos 1915'te ikinci defa Anafarta'larda düşmana esaslı bir ders verilmiştir. Bu hareketler sırasında "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölene kadar yerimize yeni birlikler gelebilir." Emrini vermiştir.

    1916 yılında Diyarbakır ve Edirne'de birliklerde görev aldıktan sonra 1 nisan 1916'da Tümgeneralliğe yükselmiştir. Ruslar'la savaşarak Bitlis ve Muş'u aldı. Halep ve Şam'da kısa süre görev yaptı. 1917'de İstanbul'a geldi. Aynı yıl 7. ordu komutanı olarak Halep'e döndü. Burada İngilizler ile savaşarak başarılar kazandı. 1918 yılında Yıldırım orduları komutanı oldu. 13 Kasım 1918'de Harbiye Nezaretinde (savunma bakanlığı) göreve başladı.

    İtilaf devletlerinin işgali üzerine Anadolu'da halkı uyandırmak için 16 Mayıs 1919'da padişahın bilgisi dahilinde 9. ordu müfettişi olarak Samsun'a çıktı. 19 mayıs 1919, Amasya genelgesini yayınladı, (22 Haziran 1919), 23 temmuz-7 Ağustos 1919 Erzurum kongresi, 4-11 Eylül 1919 Sivas kongreleri yapıldı....

    23 Ağustos-13 Eylül 1921 Sakarya Zaferi, 6-11 Ocak 1921 biri]]> Atatürkün Dini İnancı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-dini-inanci.html Wed, 05 Dec 2018 18:19:29 +0000 Atatürkün dini inancı, yakın döneme kadar objektif olarak incelenmemiş ve Atatürk'ün herhangi bir temele dayanmadan dine karşı olduğu konusu bazı çevrelerce kasıtlı şekilde yayılmak istenmiştir. Bunun asıl sebebi inananları Atatürkün dini inancı, yakın döneme kadar objektif olarak incelenmemiş ve Atatürk'ün herhangi bir temele dayanmadan dine karşı olduğu konusu bazı çevrelerce kasıtlı şekilde yayılmak istenmiştir. Bunun asıl sebebi inananları Atatürk düşmanı yapmaktır. Günümüzde ulu önderimiz Atatürk'e karşı din düşmanlığı olduğu kadar, din adı altında Atatürk düşmanlığı da giderek yaygınlaşmaktadır. Gerçekte Atatürk'ün dinin aleyhine olan, özellikle İslam ve Müslümanlar için söylemiş olduğu bir tek söz bile bulunmamaktadır. Bunun aksine İslamı ve Hz. Muhammedi (s.a.v.) öven, saygı duyan, Müslümanlığıyla gurur duyan sözleri pek çoktur. Öncelikle Atatürk'ün Müslüman bir toplumda, Müslüman bir ailede doğmuştur. Bir kişinin dini inançları, duyguları, dini kültürü, terbiyesini aldığı büyüdüğü ailesiyle, çevresiyle, okuduğu okullarla, bulunduğu toplumla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Bunlar değerlendirildiğinde Atatürk'ün yaşamında dinle alakalı önemli ayrıntılar görülebilir.

    Atatürk her şeyden önce dini inançları yüksek olan bir ailede, Müslüman anne ve babadan doğmuştur. İlk dini bilgilerini aldığı ailesinde, annesi onu dönemin geleneklerine uygun şekilde Müslüman bir çocuk gibi yetiştirmiş, adetlere uygun şekilde ilahilerle yani Amin Alayı ile okul yaşamına başlatmıştır.

    Eğitiminin başladığı ilk okullarda ve sonradan gittiği Selanik Askeri Rüştiyesinde, Manastır Askeri İdadisinde üst düzeyde din kültürü almıştır. Bu okulların ders programlarından açıkça görülmektedir. Günümüzde sadece İlahiyat bilginlerinin okuyup, incelediği Zeydan'ın Medeniyet-i İslamiye Tarihi, Cactani'nin İslam Tarihi gibi eserleri okumuş ve incelemiştir. Atatürk'ün din hakkındaki bilgisi sonradan liselere yazdırdığı tarih kitabında İslam Tarihi kısmını bizzat kendisinin yazması sonucunda ortaya çıkmıştır.

    Milletinin tarihini yazmış olan büyük liderler, milletinin maddi ve manevi değerlerine sahip olup, bunları yaşamına başarıyla uyarlamış kişilerdir. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, ferdi olmakla gurur duyduğu Yüce Türk Milletinin tüm maddi ve manevi değerlerini benimsemiş, manevi değerlerimizin en önemli olan dinimizle bütünleşmiş, İslam dinine olan inancını yaşamının her aşamasında vicdanında taşımıştır.Atatürkün Dini İnancı

    Atatürk, yaşamının her aşamasında yobazların yanında değil, dinin yanında olmuştur. Milletinin inançlarına daima saygı duymuş, dine inanmış, dinin sömürülmesine de asla izin vermemiştir. Milleti gibi kendisi de İslam dinine inanmış, milletinin daha dindar olmasını yürekten söylemiştir.

    Atatürk bir konuşması sırasında Peygamberimiz için; "O Allah'ın ilk ve en büyük kuludur, Onun izinde günümüzde bile milyonlarca kişi yürüyor. Gelecekte benim, senin adın silinir, ancak O sonsuza kadar ölümsüz olacaktır." demiştir. Atatürk'ün bunun gibi sayısız konuşmasında dinle alakalı övgülü, inançlı konuşmaları bulunmaktadır. Dinle alakalı Balıkesir Zağanos Paşa Camisinde de çok güzel bir Cuma hutbesi okumuştur. 16 Mart 1923 tarihinde Adana'da İslam dini mahiyeti, gerçek din alimleri, çalışmaya verdiği önem gibi fikir ve düşüncelerini açıkça belirtmiştir. 1923 senesinde yine Eskişehir ve İzmit konuşmaları da Atatürkün dini inancı konusunda önemli fikirler vermektedir.

    Atatürk'ten Bilinmeyen Hatıralar adlı eserin yazarı olan Münir Hayri Eğeli bir konuşmasında; Atatürk için dinsiz diyerek bunu yayanlar oldu. Atatürk'ün laiklik anlayışını onu dinsiz gibi göstermekte fayda görenler oldu. Ancak Atatürk gerçekte bir yobaz aleyhtarı idiydi. demiştir. Bu konuda bizzat şahit olduğu detayları da açıklamıştır. Atatürkün dini inancı oldukça samimiydi. Fakat bu temiz inancını siyasi ve maddi çıkarları için kullanmak isteyenlerle, yobaz ve softalarla amansız bir mücadelesi olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin dervişler, şeyhler, meczuplar, müritle ülkesi olmadığını da, defalarca bizzat kendisi ifade etmiştir.

    ]]>
    Atatürk Devrimler https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-devrimler.html Thu, 06 Dec 2018 11:20:30 +0000 Atatürk Devrimler, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olan Atatürk tarafından öncülük edilerek 1922 senesinde Saltanatın kaldırılmasından 1937 senesine kadar laikliğin Anayasaya girmesi boyunca devam eden süreçtir. Osmanlı devletin Atatürk Devrimler, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olan Atatürk tarafından öncülük edilerek 1922 senesinde Saltanatın kaldırılmasından 1937 senesine kadar laikliğin Anayasaya girmesi boyunca devam eden süreçtir. Osmanlı devletinin çok uluslu olmasının laik ve demokratik bir devlete dönüşmesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile sonuçlanan bütün devrimlerdir.

    Devrimlerin Amacı:
    Atatürk Türk milletinin son yıllarda çok geri kalmasından dolayı, geri kalınan kurumları kaldırıp, kaldırdığı kurumların yerine milletin daha karakterine ve şartlarına uygun olan çağın gerektirdiği yeni kurumları kurarak Türkiye'yi daha çağdaş bir medeniyete getirmek istiyordu. Mustafa Kemal Atatürk'ün zamanında yapmış olduğu bu devrimler sayesinde şu anki Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş oldu.
    • Saltanatın Kaldırılması: Saltanatın kaldırılması T.B.M.M 1 Kasım 1922 tarihinde kabul ettiği 308 nuamaralı kararnamesi ile gerçekleşmiştir. Bu sayede Padişahlık kaldırılmştır. Saltanatın kaldırılması ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu resmen sona ermiş oldu.
    • Ankara'nın Başkent olması: Ankara'nın Kurtuluş savaşında çok büyük bir yeri olmuştur. 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasının üzerine Türkiye Cumhuriyetinin temeleri de atılmış oldu ve Kurtuluş savaşı artık Ankara'dan yönetilecekti. Böylelikle de Ankara remen Başkent oldu.
    • Cumhuriyetin İlanı: Mustafa Kemal Atatürk'ün siyasi devrimlerinden en önemli devrimlerinden bir tanesi olmaktadır. 29 Ekim 1923 tarihinde ortaya çıkan kabine sorunlarının sonucunda 29 elim tarihinde Anayasanın maddelerimde değişiklik yapılarak ülkenin yönetim şekli Cumhuriyet oldu. 
    • Halifeliğin kaldırılması: Halifeliğin kaldırılması ile birlikte daha kolayca laik düzene geçiş kolaylaştırıldı. Din istismar edilmesi engellendi ve bağımsız olan bir dış politika olması kolaylaştırıldı. Ulusal egemenlik güçlendi. Osmanlı Hanedanı'na da son verildi.
    • Kadınlara Siyasi hakların verilmesi: Kadınların polita üzerinde seçme ve de seçilme hakkına kavuşmalarına olanak tanıdı ve erkeklerle aynı eşit haklara sahip oldular. Artık kadınlarda millet vekili ve ya başbakan olabildiler. 
    • Atatürk Devrimler
      Serbest Cumhuriyet Fırkası:
      Cumhuriyet döneminde çok partili döneme geçiş süresine geçiştir.
    • Şapka Kanunu: 1925 senesinde halkın daha modern giyinmesi için getirilen bir kanundur. Fes kaldırılıp şapka kanunu getirilmiştir.
    • Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması: Şeyh Sait İsyanı'nın olması sonucunda bu kanunun çıkması daha da hızlanmıştır.
    • Soyadı Kanunu: İsviçre'den alınarak getirilen bu kanun, 2 temmuz 1934 senesinde resmi gazetede yayınlanarak herkesin artık bir soyadı olmuş ve insanların lakabı ile çağrılmasına son verilmiştir.
    • Türk Ceza Kanunu (1926): İtalyan Zanardelli Yasasının esas alınarak uyarlanan bir yasa olmaktadır.
    • Kabotaj Kanunu: Devletlerin kendi denizlerine karşı tanıdığı ayrıcalığı esas alan kanundur.
    • Toprak Reformu: Kendisine ait olan toprağı olmayan halka toprak dağıtmak için var olan bir kanundur.
    • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1924): 20 Nisan 1924 senesinde yürürlüğe giren ve ülkenin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğunu belli eden Anayasadır.
    • Türk Tarih Kurumu: 1931 yılında kurulmuş olan ve Türk tarihini araştırmak için kurulmuş olan bir kurumdur.
      ]]>
      Atatürk İsmi https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ismi.html Fri, 07 Dec 2018 06:53:22 +0000 Atatürk ismi, Türk tarihinin aynasıdır. Türkiye cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal biz Türk milletine armağan ettiği birçok İnkılabı vardır. Birçok kanunu da vardır. Bunların içerisinde en önemlilerinden biriside soyadı k Atatürk ismi, Türk tarihinin aynasıdır. Türkiye cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal biz Türk milletine armağan ettiği birçok İnkılabı vardır. Birçok kanunu da vardır. Bunların içerisinde en önemlilerinden biriside soyadı kanunudur. Bu kanunla tüm bireyler lakaplardan kurtulup soyadı kullanarak varlıklarını benimsemişlerdir. Her ne kadar Cin Ali, yada topal Mehmet gibi lakaplar günümüzde hala kullanılsa da soyadı kanunu ile gelen bireyselleşme özgürlüğü her zaman toplum içerisinde yerini almıştır. 

      Mustafa Kemal'in Atatürk soyadını alma süreci halk arasında milletin seçtiği olarak bilinse de bu bilgi tamamen yanlış bir bilgidir. Türk toplumu bu soyadını bulmamış benimsemiştir. O dönem Mustafa Kemal'in hükumetinde yer alan ve etrafında bulunan arkadaşlarının meclis toplantıları dışında soyadı arama işlemleri başlamıştır. Atatürk'e soyadı seçenekleri hazırlayan kişi Naim hazım Onat'tır. Birçok seçeneğin elenmesi ile kalan on beş soyadı içerisindekiler Mustafa Kemal'e sunulmuştur. Bunlardan iki tanesini de Saffet Arıkan listeye eklemiştir. 

      Atatürk'ün o dönemler Dil kurultayı ve Türk Dil Kurumu, başına getirdiği Sayın Dilaçar Atatürk'ün ilk soyadı çalışmalarını düzenlemiştir.
      Mustafa Kemal'e verilecek soyadı ile ilgili Çankaya' da yapılan toplantıda listeler Atatürk'e okunmuştur ve Naim Hazım Onat'a dönerek ''siz ne dersiniz.'' demiştir. Atatürk'e Onat ise  şu cevabı vermiştir. Türkata ve Türkatası yazılış olarak ta söyleyiş olarak ta biraz tuhaf geliyor. Eski tarihimizde Atabey gibi unvanlar kullanılmıştı, bizde Türke her alanda atalık etmiş ve Türklüğü kurtarmış büyük Gazimize Atatürk diyelim.'' demiştir. Bizim şivemize de çok uyar diyerek; görüşünü dile getiren Naim Hazım Onat'ın isteği mecliste onaylanarak Mustafa Kemal'in soyadı Atatürk olarak belirlenmiştir. 1 gün gibi kısa sürede gerçekleşen bu soyadı işlemi 2622 kanuna esas olarak başkası tarafından kullanılmaması ve soyadı olarak alınmaması sağlanmıştır. 

      Bu durum üzerine Atatürk soyadını benimsemiş ve halkımız bundan sonraki dönemde Mustafa Kemal'e Atatürk diye hitap etmiştir. 

      Atatürk İsmiAtatürk'e diğer düşünülen soyadları;
      • Mustafa Kemal Etil
      • Mustafa Kemal Etel,
      • Mustafa Kemal Arız,
      • Mustafa Kemal Etealp,
      • Mustafa Kemal Beşe,
      • Mustafa Kemal Yazır,
      • Mustafa Kemal Tokuş,
      • Mustafa Kemal Çoğaş,
      • Mustafa Kemal Salış,
      • Mustafa Kemal Begit,
      • Mustafa Kemal Ergin,
      • Mustafa Kemal Emen,
      • Mustafa Kemal Ulaş,
      • Mustafa Kemal Türkata,
      • Mustafa Kemal Türkatası dır. 
      ]]>
      Montrö Boğazlar Sözleşmesi https://www.ataturkunhayati.gen.tr/montro-bogazlar-sozlesmesi.html Sat, 08 Dec 2018 01:08:48 +0000 Montrö boğazlar sözleşmesi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki geçiş rejiminin, aynı zamanda boğazlardaki güvenliğin düzenlendiği sözleşmedir. Bu sözleşme 1923 yılında Lozan Antlaşmasıyla beraber imzalanan Boğazlar S Montrö boğazlar sözleşmesi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki geçiş rejiminin, aynı zamanda boğazlardaki güvenliğin düzenlendiği sözleşmedir. Bu sözleşme 1923 yılında Lozan Antlaşmasıyla beraber imzalanan Boğazlar Sözleşmesinin yerine geçerek uygulanmaya başlanmıştır. Lozan Antlaşmasıyla imzalana Boğazlar Sözleşmesi ülkemize bazı kısıtlamalar getirmiştir. Bu dönemde silahsizlanma güncelliğini koruduğundan imzalanan sözleşme, silahsızlanmanın önemini yitirmesiyle ülkemizde kaygıya neden olmuştur. Bu yüzden boğazların statüsünde değişiklik yapılmasını istemiş ve imzalayan devletlerden ılımlı ortak bir anlayış görmüş, isteği kabul edilmiştir.

      Türkiye'nin önerisi Boğazlar Sözleşmesinin taraflarınca kabul edilince, boğazlar rejimini değiştirmek için ilk konferans İsviçre'nin Montrö şehrinde 22 Haziran 1936 yılında yapılmıştır. Yaklaşık 2 ay devam görüşmelerin ardından, 20 Temmuz 1936 yılında Fransa, Büyük Britanya, Bulgaristan, Sovyetler Birliği, Romanya, Yunanistan, Avustralya, Yugoslavya, Japonya ve Türkiye arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Böylece önceden kısıtlanan hakları Türkiye'ye yeniden verilmiş, boğazların egemenliği yeniden ele geçirilmiştir. Daha önceden Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında yapılan saldırmazlık antlaşması gereğince, Sovyetler Birliğinin de bu konuda desteği alınarak, sözleşme imzalanmıştır.

      Montrö Boğazlar SözleşmesiMontrö Boğazlar Sözleşmesinin Maddeleri

      Ticari gemilerin boğazlardan geçiş rejimi
      • Barış döneminde gece gündüz, bayrak ve yükü ne olursa olsun herhangi bir formaliteye gerek kalmadan, ancak sağlık denetimi hariç tutularak gemilerin boğazlardan geçişi sağlanacaktır.
      • Savaş döneminde ise Türkiye savaşan ülke değilse, bayrak ve yükü ne olursa olsun ticari gemiler boğazlardan geçiş hakkından tam yararlanacaktır. Bunun yanında kılavuzluk ve yedekçilik isteğe bağlı bırakılmıştır.
      • Savaş döneminde Türkiye savaşan ülke konumundaysa, bir ülkeye bağlı olmayan gemiler düşmana yardım etmeksizin boğazlarda geçişe hak kazanacaktır. Gemilerin boğazdan geçişi gündüzleri olacak, geçişler her zaman Türkiye hükümetinin gösterdiği yoldan gerçekleşecektir.
      • Türkiye kendisini savaş tehdidi altında sayarsa, ticari gemiler boğazlardan geçiş haklarından yararlanacaklardır. Fakat boğazlardan geçiş gündüz olacak ve Türkiye hükümetinin gösterdiği yolu kullanacaklardır. Kılavuzluk zorunlu hale getirilebilecek, fakat ücrete tabi olmayacaktır.
      Savaş gemilerinin boğazlardan geçiş rejimi

      Barış döneminde
      • Karadeniz'e kıyısı olan devletler bu denizin dışında aldıkları ya da yaptırdıkları denizaltıları, vaktinde Türkiye'ye haber vermek koşuluyla, deniz üstlerine katmak için boğazlarda geçirebileceklerdir. Denizaltılar konusunda ayrıntılı bilgiler Türkiye'ye zamanında verilmesi şartıyla, bu denizin dışındaki tezgahlarda onarılmak için boğazlardan geçebilecektir. Her ikş durumda denizaltıların gündüzleri, su üstünde gitme koşuluyla boğazlardan yalnız geçmesinde sorun yaşanmayacaktır.
      • Boğazlardan savaş gemilerinin geçmesi için Türk hükümetine diplomasiyle ön bildirim yapılması gerekir. Bu bildirimin süresi 8 gün olacak, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkeler için 15 gün olacaktır.
      • Boğazlar geçecek yabancı deniz kuvvetlerinin toplam tonajı en fazla 15.000 ton olacaktır.
      • Herhangi bir zamanda Karadeniz'deki en güçlü filosunun tonajı sözleşmenin imza tarihinde denizdeki en güçlü filonun tonajını eğer asgari 10.000 ton aşarsa, öteki kıyıdaş ülkelerde Karadeniz'deki filolarının en fazla 45.000 ton arttırabilir. Bu nedenle Karadeniz'e kıyıdaş olan ülkeler her yıl 1 Ocak ile 1 Temmuz tarihleri arasında Karadeniz filolarının tonajını bildireceklerdir. Türk hükümeti bu bilgileri kıyıdaş olmayan ülkelerle Milletler Cemiyeti nezdinde paylaşmış olacaktır. Atatürkün Hatırası https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-hatirasi.html Sat, 08 Dec 2018 01:28:59 +0000 Atatürkün Hatırası, Aslında sizlerle paylaşacaklarım Atatürk'ün hatırası değil hatıralarıdır. Aynı zamanda bize bırakmış olduğu vasiyet, bencillik değil aynı zamanda sencilliktir. Başkalarına da saygılı olmayı bıra Atatürkün Hatırası, Aslında sizlerle paylaşacaklarım Atatürk'ün hatırası değil hatıralarıdır. Aynı zamanda bize bırakmış olduğu vasiyet, bencillik değil aynı zamanda sencilliktir. Başkalarına da saygılı olmayı bırakmıştır. Herkese karşı anlayışlı olmayı eşitliği ve daha bir çok şeyi... Atatürk karamsarlık nedir bilmez etrafındakilerin çaresizliğine çözüm arar hep iyimser olmuştur. Türk milleti için her zaman örnek alınacak bir lider olmuştur. Türk milletinin geleceği olan Atatürk'ün bıraktığı anıları yazacağım.

        Atatürk'ün Yargıç Kararına Saygısı
        Atatürk'ün ölümünden iki yıl önce canına kast etmek için bir tuzak ortaya çıkarılmıştı. Bu düzeni kurmakla suçlanan kimse Milli mücadeleden biri Atamızın yoluna çalışmış sevgi ve iyilik görmüş Atatürk tarafından güvenilen biri idi. Bu olay yurdumuzda tiksinme ve şaşkınlık meydana getirmişti. Kimse bu tuzağa bir anlam veremiyordu. Bu suçlu yakalandı adalete teslim edildi ancak Atatürk hiç bir şekilde açıklama ve ya herhangi bir yorum yapmıyordu. Adalet son sözünü söyleyene kadar sustu. Kimse Atatürk' ün yorum yapmamasına anlam veremedi. Farklı yorumlarla  konuştular. Kimi Atatürk şaşkınlık içerisinde için konuşmuyor dedi kimi ise İnanmıyor dedi. Suçlu serbest bırakıldı çünkü delil yoktu. Artık adalet son sözünü söylemişti ve Atatürk bu konu ile ilgili ağzını ilk ve son kez açtı. Yaptı açıklama da şunu söyledi;
        'Suça yeltenildi fakat hakim delil olmadığından bunu uygun gördü '

        Bayrağa Saygı
        30 Ağustos sabahı Atatürk muharebe sahasında dolaşıyordu. Etrafta binlerce düşman cesetleri ortalığa bırakılmış toplarla tüfeklerle ölmüş hayvanlarla dolu idi. Atatürk Şöyle söylendi;

        'Bu manzara insanlığı utandırabilir. Fakat vatanın iyiliği için buna mecbur kaldık. Biz Türkler başka bir vatan içerisinde böyle bir şeye asla teşebbüs etmeyiz. 

        Ganimetlerin arasında yırtılmış ve terk edilmiş bir de yunan bayrağı gören eli ile kaldırılmasını işaret ederek 

        'Bir milletin istiklal alametidir. Düşmanda olsa saygı göstermek lazımdır. Lütfen kaldırıp topun üzerine koyun. 

        Atatürkün HatırasıAtatürk'ün Eşitlik Anlayışı
        Atatürk bir gün Dolma Bahçe sarayından kimseye haber vermeden çıkar. Topkapı  sarayı müzesine gelir. Müzeyi gezmek ister. Kapıdaki görevliye kendini tanıtır. Ancak görevli Atatürk değil kim olursan ol giremezsin saat 9 olmadı ve daha memurlar gelmedi der. Açıkçası görevli Atatürk'ü tanımamış ve Atatürk'ün geleceğine inanmamıştır. Burada önemli olan Atatürk'ün bu sert cevap karşısında ses çıkarmaması ve bir kenara geçip memurların gelmesini beklemesidir. 

        Asla Bolşevik Olmayacağız
        Ankara'nın en soğuk aylarından biri idi Şubat. Ankara kulübünde bir balo düzenlenmişti. Ankara'nın en sayılır adamları orada olacaktı. Bir haber yayıldı herkeste bir heyecan vardı. Gazi Paşa baloya geliyordu. Rus sefiri de baloya geliyordu.
        Salonun ortasında ilerlemekte olan Gaziye bir aralık sefir yaklaşarak Fransızca;
        Sizi çok seviyorum hürmetim sonsuzdur. Çünkü bir amaç uğrunda varlığını kurtarmaya çalışan milletiz. Türkiye'nin en büyük adamı olan sizi bir kere öpebilirmiyim. Dedi.
        Atatürk gülerek elini uzattı ardından oda elçiyi öptü. Söylenenlere şöyle yanıt verdi.
        Söylediklerinizden saygınızdan çok memnun oldum çok teşekkür ederim. Bu iki millet ebediyen dost kalmalıdır. Ama şunu unutmayın ki her zaman dostuz diye asla Bolşevik olmayacağız. 
        ]]>
        Atatürkün Eserleri https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-eserleri.html Sat, 08 Dec 2018 20:04:37 +0000 Atatürkün Eserleri, Büyük Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı boyunca kaleme aldığı birçok eserlerinin toplam adedi on dörttür. Gazi Kemal Atatürk yazmış olduğu bu eserlerinde askerliğe, siyasal Atatürkün Eserleri, Büyük Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı boyunca kaleme aldığı birçok eserlerinin toplam adedi on dörttür. Gazi Kemal Atatürk yazmış olduğu bu eserlerinde askerliğe, siyasal yaşama tarzına ve kültürel ile sosyal hayata yönelik çeşitli birçok konuyu kendi içinde değerlendirerek aslında başarıyı elde etmek için izlenmesi gereken yolları insanlara anlatmaktadır. Atatürk'ün eserleri denince akla tabi ilk olarak kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelmektedir. Bu eserinin yanında yukarıda belirtilen daha birçok alanda vermiş olduğu fikir ve tavsiyeleri sayesinde yine bizlerin en büyük yol göstericimiz olmuştur. 

        Atatürk'ün Eserleri

        Atatürk'ün Siyasal Yaşama Yönelik Yazmış Olduğu Eserleri
        Atatürk'ün Söylev Ve Demeçleri: Cumhuriyet Halk Partisi Platformlarında Atatürk'ün mecliste yurt çapında yaptığı gezilerde bazı kişiler ve gazetecilere vermiş olduğu demeçlerle bütün konuşmalarını kapsamaktadır. Bu eser toplam beş ciltten oluşmaktadır.

        Büyük Söylev (Nutuk): Büyük Türkiye Cumhuriyetini tarihi yorumlayan, pekiştiren sonu 'GENÇLİĞE ARMAĞAN'' şeklinde biten kendi gerçekleştirmiş olduğu devrimleri yorumlayan ve tarihe mal olan, tarihe ışık tutan bir belge niteliği taşımaktadır.

        Atatürk'ten Mektuplar: Afet İnan ve Ulu Önder Atatürk arasında 1935-1938 senesinde yazılan mektupların tümünü kapsamaktadır. Bu yazılan mektuplarda en çok Hatay bölgesinde gerçekleşen meselelerden bahsedilmektedir.Atatürk'ün son zamanlarda bakan ve başbakanlar ile yapmış olduğu görüşmelerde ekonomik kalkınma üzerine yaptığı konuşmalar ve Türk Tarih Kurumunun yapmış olduğu çalışmaları ile ilgilendiği bilgilere ulaşmaktayız.

        Atatürk'ün Sosyal Ve Kültürel Alana Yönelik Yazdığı Eserler
        Medeni Bilgiler: Vatandaşların devletle olan ilişkileri ve sahip olduğu haklar hakkında yazılan ve Afet İnan tarafından aktarılmış olan ''Medeni Bilgiler'' kitabında toplanmıştır. Bu kitapta hak ve görevler, millet, ferdi haklar, hakimiyet, hürriyet, ferdi hürriyetler ve devletten sıklıkla bahsedilmektedir. Bahsedilen bu kavramlar üstünde oldukça fazla durulmaktadır. Afet İnan bu kitapta Ulu önder Atatürk'ün fikir ve çalışmalarını yayınlarken aynı zamanda da Atatürk'ün el yazılarını da birer belge şeklinde koymak istediğini belirtmiştir.

        Arı burnu Muharebeleri Raporu: Harp Tarihi Dairesinin isteği için Atatürk tarafından yazılmıştır. Ulu önder Atatürk o yıllarda birinci Dünya Savaşı sırasında ikinci Ordu Komutanlığı görevini yapmaktadır. Arı burnu Muharebeleri ile ilgili yazıları kapsamaktadır. 

        Atatürk'ün Hatıra Defteri: Birinci Dünya savaşında Atatürk Suriye, Diyarbakır, Bitlis ve Gelibolu cephelerinde olduğu sırada aynı zamanda da yöre halkını insanları tanışmış ve onlarla birlikte bu cephelerde savaşmak için gelmiş olan askerlerimiz detaylı bilgi almıştır. Askerlerimizin savaş meydanında fedakarlıkları ve kahramanlıklarına şahit olmuş ve onlarla gurur duymuştur. Edinmiş olduğu bu bilgileri küçük bir hatıra defterine yazan Atatürk bu hatıra defterini yaveri olan Şükrü Tezer'e vermiştir. Atatürk daha sonrada yazmış olduğu bu bilgileri Şükrü Tezer tarafından savaşa ait olan hatıra yazılarıyla birlikte yayımlamıştır. 

        Karlsbad Hatıraları: Mustafa Kemal Atatürk'ün sosyal, siyasi ve askeri meseleler hakkında fikirlerini bayan etmiş olduğu kitaplardan yaptığı aktarmaları kapsamaktadır. Ulu önder Atatürk'ün Karlsbad da 'Geçen Günlerim'' başlığı altında tam altı deftere yazmış olduğu hatıralardır.

        Geometri: Bu kitap tam kırk dört sayfa ve oldukça küçüktür. Bu kitap 1936-1937 senesinde Dolma Bahçe Sarayında Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazdığı bir kitaptır. Üçüncü Türk kurultayının hemen ardından sonra yazılmış bu kitapta teğet, yüzey, açı ortay, d]]> Atatürk Ve Askerlik https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-askerlik.html Sun, 09 Dec 2018 03:19:25 +0000 Atatürk ve Askerlik, Atatürk'ün askerlik dehasını ortaya koyan başarılarla doludur. Aldığı her görevi başarıyla tamamlamıştır. Atatürk'ün askerlikte ilk görev yeri 11 Ocak 1905 tarihinde atandığı merkezi Şam olan 5. Ord Atatürk ve Askerlik, Atatürk'ün askerlik dehasını ortaya koyan başarılarla doludur. Aldığı her görevi başarıyla tamamlamıştır. Atatürk'ün askerlikte ilk görev yeri 11 Ocak 1905 tarihinde atandığı merkezi Şam olan 5. Ordu ile başlamıştır. 1907 tarihinde kolağası yani kıdemli yüzbaşı olmuş, 3. Ordu'ya Manastır'a atanmıştır. 19 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'a giren Hareket Ordu'sunda kurmay başkan olarak görev yapmıştır. 1910 yılında ise, Fransa'ya gönderilmiş ve Picardie Manevralarına katılmıştır. 1911 yılında ise, İstanbul'a gelerek Genel Kurmay Başkanlığı emrinde görev yapmıştır.

        Atatürk'ün askerliğinde katıldığı ilk savaş 1911 yılında yapılan Trablusgarp Savaşıdır. 6 Mart 1912 tarihinde Derne Komutanlığına getirilmiştir. Derne ve Tobruk'ta bu dönem İtalyanlara karşı kazanmış olduğu başarılarda, kendisinin askerlik yeteneği konusunda gösterdiği ilk başarılardır. 1912 yılında Ekim ayında Balkan Savaşının başlamasıyla Atatürk İstanbul'a geri çağrılmıştır. 1. Balkan Savaşı döneminde 25 Kasım 1912 tarihinde Çanakkale ve Gelibolu savunması için kurulan Akdeniz Boğazı Birleşik Kuvvetler Hareket Şubesi Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, 2. Balkan Savaşı'nda ise Bolayır'da hazırlamış olduğu birliklerle Edirne'nin geri alınması sırasında görev yapmıştır.

        Mustafa Kemal 27 Ekim 1913 tarihinde Sofya'da bulunan Balkan ülkeleri askeri ateşemiliterliğine atanmış, görevinde 1914 yılında ise yarbaylığa yükselmiştir. Buradaki görevi ise 1915 yılında Ocak ayında sona ermiştir.

        Mustafa Kemal 1914 yılında başlamış olan 1. Dünya Savaşı sırasında düşmana ağır kayıplar verdirtmiş, 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale'de emrindeki askerlerle yazılan büyük destanla, tüm düşmanlara Çanakkale geçilmez lafını söyletmiştir. Mustafa Kemal bu savaşta emrindeki askerlerine, Ben size taarruzu emretmiyorum, sizlere ölmeyi emrediyorum! demiş ve bu derece önemli bir savaşın kaderini üstün askerlik dehasıyla ülkemizin adına değiştirmiştir.

        Çanakkale Savaşının ardından 1916 yılında Edirne ve Diyarbakır'da askerlik görevine devam eden Mustafa Kemal, 1 Nisan 1916 yılında tümgeneral olmuştur. Rus kuvvetleriyle savaşmış, Muş ve Bitlis'in geri alınmasında etkin görev üstlenmiştir. Bundan sonra Şam ve Halep'te kısa görevleri olmuş, 1917 yılında İstanbul'a dönmüştür. Veliaht Vahdettin ile beraber Almanya'da cepheleri incelemiş, ardından rahatsızlandığı için Viyana ve Karsbad'da tedavi görmüştür. 15 Ağustos 1918 tarihinde Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak atanmıştır. Burada İngiliz kuvvetlerine karşı yaptığı savunma savaşlarında büyük başarılar elde etmiştir.

        Mondros mütarekesinin imzalanmasının ardından ertesi gün 31 Ekim 1918 tarihinde Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grubu komutanlığına getirilmiştir. Bu ordu kaldırıldıktan sonra 13 Kasım 1918 tarihinde ise, İstanbul'da Harbiye Nezaretinde görev almıştır. İtilaf Devletlerinin Mondros Mütarekesinin ardından Osmanlı Ordularını işgal etmesi üzerine, Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a çıkmıştır. Amasya'da 22 Haziran 1919 tarihinde yayınladığı genelgeyle, milletin istiklalini yine milletin kendi azmi ve kararının kurtarabileceğini belirtip, Sivas Kongresine çağırmıştır.

        Atatürk Ve AskerlikAtatürk yönetimindeki Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları
        • 20 Eylül 1920 Sarıkamış, 30 Ekim 1920 Kars, 7 Kasım 1920 Gümrü kurtarılışı
        • Gaziantep, Çukurova, Şanlı Urfa, Kahramanmaraş savunmaları (1919-1921)
        • 1. İnönü Zaferi, 6-10 Ocak 1921
        • 2. İnönü Zaferi, 23 Mart- 1 Nisan 1921
        • Sakarya Zaferi, 23 Ağustos-13 Eylül 1921
        • Büyük Taaruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Büyük Zafer, 26 Ağustos, 9 Eylül 1922
        • Sakarya Zaferi ardından 19 Eylül 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesinin ve Gazi ünvanını vermesi.
        Meclisin]]> Atatürk Ve Dünya Savaşı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ve-dunya-savasi.html Sun, 09 Dec 2018 10:16:23 +0000 Atatürk ve Dünya Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk'ün yurtta sulh, cihanda sulh deyişine uygun olarak Türkiye, savaşın dışında kalmıştır. Ancak Mihver Devletler arasında yer alan İtalya'nın Arnavutluk'u işgali Türkiyeyi  Akd Atatürk ve Dünya Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk'ün yurtta sulh, cihanda sulh deyişine uygun olarak Türkiye, savaşın dışında kalmıştır. Ancak Mihver Devletler arasında yer alan İtalya'nın Arnavutluk'u işgali Türkiyeyi  Akdeniz'in güvenliği konusunda kaygılandırdı. Akdeniz'de güvenliği sağlamak için Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında bir yardım paktı anlaşması yapıldı. Bu anlaşmada Türkiye herhangi bir saldırıya uğrarsa  İngiltere ve Fransa yardım edecekti. Türkiye'de onlara karşı bir saldırıda onların yanında yer alacaktı. 1943 yılında Adana ve Kahire deki görüşmelerde Müttefik devletler Türkiye'nin savaşa katılmasını istediler. Ancak Türkiye'nin savaşa katılmakta kullanacağı eksikleri zamanında yerine getiremedikleri için Türkiye savaşa katılmadı.Türkiye ,ikinci dünya savaşına fiilen katılmasına rağmen savaşın sosyal ve ekonomik yönden olumsuz etkilerini yaşadı. Örneğin İstanbul'da ve bir çok şehirde ikinci dünya savaşı sırasında, hava saldırısına karşı uzun bir karartma uygulandı. Ve belli bölgelerde de gece yarısından sonra sokağa çıkma yasağı uygulandı. Atatürk ve Dünya savaşı denince ilk akla gelen birinci ve ikinci dünya savaşlarıdır.

        Atatürk Ve Dünya SavaşıBirinci Dünya savaşı; Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yapılan birinci dünya savaşı, 1914-1918 yılları arasında yapılmıştır. Tarihte bu savaş en kanlı savaş olarak ta bilinmektedir. Mustafa Kemal Atatürk'ün birinci dünya savaşı hakkındaki görüşü ise Türkiye'nin bu savaşa girmekten başka bir seçeneği olmadığı yönündeydi .
        • Atatürk'ün Birinci Dünya savaşına girme sebepleri;
        • İngiltere ve Almanya arasındaki ekonomik rekabet
        • Silahlanma yarışı
        • Fransa'nın alsos-loren bölgesinin Almanlardan geri alınmak istenmesi
        • Devletler arasında ki bloklaşmalar
        • Ham madde ve sömürge arayışı
        • Almanya ve İtalya'nın siyasi dengelerini değiştirmesi
        Birinci Dünya savaşına Katılan Devletler; Bunlarda, ikiye ayrılır itilaf ve ittifak devletleridir. İtilaf devletleri : Rusya ve Fransa 
        İttifak devletleri: Almanya, İtalya ve Rusyadır.

        Birinci dünya savaşının sonuçları; Bu savaş o döneme kadar yaşanmış en geniş kapsamlı ve yıkıcı bir savaştır. Savaşı İngiltere, Rusya  ve Fransa'nın da olduğu itilaf devletleri kazandı. Savaş bittiğinde ise mağlup ülkeler açısından son derece ağır şartlar içeren antlaşmalar yapıldı. Savaş sonrası dünya haritası yeniden çizildi. Birinci dünya savaşı sonunda yapılan antlaşmaların en önemli sonucu ise ikinci dünya savaşına  zemin hazırlanması oluşmuştur. 

        İkinci Dünya Savaşı; Birinci dünya savaşında yenilen devletlerle ekonomik, siyasi, askeri ve hukuki ağır şartlar içeren şartlardan dolayı meydana gelmiştir. Bu savaşı da demokrasiyi savunan devletler kazanmıştır. Demokratik Avrupa devletleriyle birlikte hareket eden Türkiye'de de demokratik hayata geçilmiştir. Sömürgecilik dönemi sona ermiştir. Her iki savaş sırasında  da  ülkemizde kamu güvenliğini sağlamak ve ülkede yaşayan insanların sağlığını korumak için bazı tedbirler alındı. Örneğin tifo, kolera gibi salgın hastalıkları önleme çalışmaları yapıldı.  her iki savaşta da milyonlarca asker ve sivil hayatını kaybetti. Savaş'tan sorumlu kimler varsa yargılanarak gerekli cezalar verildi. Almanya ve Japonya'nın sömürgeci yönetimi son buldu. İkinci dünya savaşının sona ermesi, savaş süresince siyasi, ekonomik ve sosyal sıkıntı çeken ülkemiz için de yeni bir dönem başlamış oldu.
        ]]>
        Atatürkün Özel Hayatı https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturkun-ozel-hayati.html Mon, 10 Dec 2018 00:10:54 +0000 Atatürk'ün Özel Hayatı, hep sadelik içinde geçmiştir. Her zaman temiz ve disiplinli olmayı sevmiştir. Zengin bir kitaplığı bulunan Atatürk kitap okumayı, müzik dinlemeyi, tavla ve bilardo oynamayı, ata binmeyi, dans etmeyi Atatürk'ün Özel Hayatı, hep sadelik içinde geçmiştir. Her zaman temiz ve disiplinli olmayı sevmiştir. Zengin bir kitaplığı bulunan Atatürk kitap okumayı, müzik dinlemeyi, tavla ve bilardo oynamayı, ata binmeyi, dans etmeyi çok severdi. Her zaman her konuda seçici olmayı seven Atatürk, bunu özel hayatını yaşarken de devam ettirdi. Örneğin dinlediği müzik türlerinden Rumeli türküleri, Ege türkülerine aşırı ilgisi vardı. Zeybek oyunlarına düşkünlüğü ile bilinen Atatürk, verdiği özel davetlerde zeybek mutlaka oynardı. Atatürk katıldığı ve verdiği davetlerde bilim adamlarına, sanatçılara büyük değer verir ve onlarla ülkenin geleceği hakkında konuşmaktan zevk alırdı. İleri derecede Fransızca ve az da olsa Almanca bilen Atatürk her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık bir şekilde hayatını sürdürmüştür.

        29 Ocak 1923 tarihinde İzmirli köklü bir aileye mensup olan Latife Hanımla evlenmiş ve evlilikleri yaklaşık olarak iki buçuk sene sürmüştür. 5 Ağustos 1925 yılında Atatürk ile Latife Hanım yollarını ayırmıştır. Atatürk’ün evliliği ile ilgili özel hayatında birçok şey söylenebilir. Latife Hanım, Atatürk ile evlendikten sonra evlilikleri ile ilgili özel hayatlarını yaşayamamaktan şikayetçi olmuştur. Ülkenin mevcut durumuyla ilgili kendini her zaman sorumlu hisseden Atatürk evliliğinde eşi Latife Hanım’a fazla zaman ayıramamış ve anlaşamamıştır.

        Atatürkün Özel Hayatı

        Doğayı çok seven Atatürk, özel hayatını daha çok Atatürk Orman çiftliğinde geçirir ve oradaki çalışmaları yerinden incelemeyi her zaman sevmiştir. Sakarya adlı atıyla gezinmekten çok hoşlanırdı. Ayrıca Atatürk Hitit Uygarlığı'na çok meraklıydı. Hitit Uygarlığı ile ilgili arkeolojik kazılar yaptıran Atatürk, bu kazıların takip etmeyi severdi. Anadolu'nun birçok yerinde arkeolojik kazı çalışmaları yaptırdı.

        Atatürk’ün özel hayatında dikkat çekebilecek en önemli konulardan biri de çocuklardır. Çocukları çok seven Mustafa Kemal Atatürk, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Abdurrahim Tuncak, Zehra Aylin, Rukiye Erkin, Nebile İrdelp, Ülkü Adatepe, Afife adlı kızları ve Sığırtmaç Mustafa adlı çobanı manevi evlat olarak edindiği bilinmektedir. Manevi evlatlarına iyi bir gelecek hazırlamıştır. İhsan adlı çocuğu kendi himayesine almıştır. Atatürk 1937 tarihinde çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmaz mallarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladığı bilinmektedir. Mirasından Türk Dil ve Tarih kurumlarına, kız kardeşine ve manevi evlatlarına pay ayırmıştır. 

        İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda, 10 Kasım 1938 tarihinde sabah saat 09.05’te uzun süredir tedavi gördüğü siroz hastalığından kurtulamayarak hayata gözlerini yummuştur. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici olarak  Ankara Etnografya Müzesinde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra naşı, büyük bir törenle 10 Kasım 1953 günü defnedilmiştir.

        ]]>
        Atatürk İç Politika https://www.ataturkunhayati.gen.tr/ataturk-ic-politika.html Mon, 10 Dec 2018 12:59:02 +0000 Atatürk ve İç Politika, Büyük önder ve eşsiz lider Atatürk başkomutanlık meydan muharebesinin son günü 9 eylül 1922 yılında Yunan ordusu denize döküldükten sonra ve büyük bir zafer kazanıldıktan sonra Atatürk asıl Atatürk ve İç Politika, Büyük önder ve eşsiz lider Atatürk başkomutanlık meydan muharebesinin son günü 9 eylül 1922 yılında Yunan ordusu denize döküldükten sonra ve büyük bir zafer kazanıldıktan sonra Atatürk asıl savaşın yeni başladığını, bu savaşın masada olacağını her fırsatta dile getirmiştir. Silahlı mücadelenin sona ermesinden sonra artı muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için gayret sarf edilecek, bu seviyenin yakalanması için atılması gereken adımları atmaktan çekinilmeyecektir. 

        Atatürk zamanı iç politikada gelişmeler nelerdir

        Cumhuriyetin ilanı,

        Amasya genelgesinden itibaren  ulusun gücüne dayalı demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti sürekli dile getiriliyordu, 29 Ağustos 1923 yılında Lozan antlaşması imzalandı. Ankara 13 ekim 1923'te TBMM tarafından bir yasa ile başkent ilan edilerek başkent sorunu ortadan kaldırıldı. Yeni kurulan devletin rejim sorununun ortadan kaldırılması için çalışmalar yapılmış, ikinci TBMM açıldıktan sonra 29 ekim 1923 günü yüce Türk milletinin özgür ruhuna uygun ulusal egemenliği gerçekleştirmek, saltanatın kaldırılması ile oluşan boşluğun doldurmak için Cumhuriyet ilan edilmiştir. İlanın sonucunda;

        1921 anayasasında yapılan bir değişiklik ile rejimin Cumhuriyet olduğu, dinin islam olduğu, resmi dilin Türkçe olduğu anayasa da yer almıştır. Mustafa Kemal'in Cumhur başkanı seçilmesi ile başkanlık sorunu çözülmüştür, kabine hükümetine geçilmiştir. Ulusal egemenlik düşüncesi başarılı olmuştur.

        Atatürk İç PolitikaHalifeliğin kaldırılması,

        Cumhuriyet karşıtları illegal faaliyetlerini İngilizlerin gazı ile Halife kisvesi altında yürütmek istediler. Bununla birlikte TBMM tarafından halife seçilen Abdülmecit Efendi'nin başkan gibi davranması, Ağa Han ile Ali Han isimli kişilerin İsmet Paşa'ya yazdıkları yazıların Tanin gazetesinde açıklanması, ümmetçilik esasına dayanan halifelik ile insana seçme hakkı veren Cumhuriyetin bir birine zıt olması, kimi TBMM üyelerinin halifeyi devlet başkanından üstün görmesi üzerine 3 mart 1924 tarihinde bir yasa ile halifelik kaldırılmıştır. Bununla birlikte Şeriye ve Evkaf vekaleti kaldırılarak laikliğe ilk adım atılmış bunun yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.

        Sonuçları;

        Ümmetçilik esasına dayalı rejim ortadan kaldırılmış, ulusal egemenlik kavramı benimsenmiştir. Laikliğe geçiş için en önemli adım atılmış, yeni inkilaplar için zemin oluşturulmuştur.

        Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasasının kabulü,

        1921 Anayasası imparatorluk ve savaş yıllarının sorunlarını halledebilmek için yapılmış, halkın katılımını sağlamamış daha çok olağanüstü durum için yapılmış bir anayasadır. Fakat yeni cumhuriyet kurulmuş, halkın isteklerine cevap veren halkçı bir anayasaya ihtiyaç duyulmuştur. Bunun için yapılan çalışmalar neticesinde 20 nisan 1924 yılında yeni Türk devletinin ikinci Cumhuriyetin birinci anayasası kabul edilmiştir.

        Yeni anayasaya göre;

        Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kanun önünde eşit kabul edildi. Bunun yanı sıra egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğu, devlet yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu, devlet dininin İslam, başkentin Ankara olduğu, Yasama - Yürütme ve Yargı yetkisinin meclis denetiminde olduğu, meclis yürütme yetkisini milletvekillerinden kurulu hükümet eliyle yürüteceği, yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerde olduğu, TBMM seçimlerinin 4 yılda bir yapılacağı, seçme yaşının 22, seçilme yaşının 30 olacağı, Cumhurbaşkanın 4 yıllığına meclis içinden seçileceği, seçme ve seçilme hakkının erkekler de olduğu belirtilmiştir.

        İslam kelimesi 1928 yılında 1924 anayasasından çıkartılmıştır. Bununla birlikte 1930 yılında kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı, 1934 y]]>